23.02.2018

Ve Cuma

Yaşasın cuma olup olmayacağına henüz karar vermedim. Bu sabah heyheylerim üzerimde. Dün sporda sadece kardiyo yaptım. Yarım saat eliptik bisiklet ve on beş dakika yürüyüş bandından sonra salondan çıktım. Ağırlık programım değişince yine yamuldum hep aynı terane farkındayım. Yağmur hafiften başlamıştı. Markete uğradım, çıkışta yağmur hızlanmış, çakıl taşı kıvamında dolu eşlikçisi olmuştu. Eve gelene kadar sırılsıklam oldum. Kocayı aradım , yarım saate geliyorum dedi. Efes' i gezdirme işi ona kalınca, attım kendimi banyoya. Yarım saat geçti, bir saat geçti, misafirim var çıkamıyorum dedi. Sinir oldum, Efes'i hazırladım tam çıkarken Bilge ben de geleyim dedi. Şaşırdım, o da hazırlandı, düştük yola. Akşamın bir vakti, yollar sırılsıklam ve tam çöp çıkartma saati olunca her köşede sokak köpekleriyle karşılaştık. Hır gür derken, en son dönüş yolunda, yokuşun ortasında Efes yine bir köpek görüp atıl kurt oldu. Ben asılırken tasmaya, tabi köpeklerin havlarken geri geri geldiklerini düşünemediğim için, yolun ortasına ve su birikintisinin için toto üzeri düştüm. Aslında şu an kendimi düşününce çok komik görünmüşümdür. Bilge tuttu kaldırdı beni, Efes beni yerde görünce sakinleşti galiba salak şey sırılsıklam karşıya geçip eve yönelmiştik ki, elimi cebime attım telefonum yok. Bilge sen dur ben gider bakarım dedi. Gitti telefonumu buldu geldi, kahramanım benim. İyi ki gelmiş bizimle. Eve gelince halimize baya güldük. Üçümüz de dağılmış vaziyetteydik. Erkenden uyudum, sabah belimde ve sırtımda ağrıyla uyandım ama önemli bir şey olduğunu düşünmüyorum.
Bugün Efes' in aşı tekrarı var o yüzden erken çıkamayacağım ama Bilge' nin okul çıkışına yetişmeyi planlıyorum, sinemaya gideceğiz. Bir de kas gevşetici alayım bari, keyifli bir hafta sonu olsun ağrısız sızısız....

22.02.2018

Döndük yine...

Üç gündür devam eden "home sweet home" tatilim, akşam Koca' nın dönmesiyle bitti. Sabah kalkıp işe geldim:)) Üç gün pek güzel geçti, son gün evi parıldattım, çiçek toprağı bulamadım ama saksıların topraklarını havalandırdım, ufak budamalar yaptım. Dün hiçbir şey izlemedim patlayacaktım artık kitabımı bitirdim. Alice Munro sahiden iyi bir öykü yazarı. Ay sonunda detayları yazarım. 
Sporumu aksatmadım, Bilge' yi sürükleyerek Efes' le gezmeye çıkarttım. Akşam August Strindberg' in İnferno' suna başladım. Bilge' de Demiryolu Çocukları na başladı.
Yılbaşından sonra Leylak Dalımla AST' da bir oyun izlemiştik. Tek boş yerler locada olunca oradan almıştım biletlerimizi. Hatta gülmüştük ikimizde ilk kez locada izliyoruz diye. Bilge bunu duyunca durur mu ben de locadan izlemek istiyorum diye tutturdu. Devlet tiyatrolarının loca fiyatlarını görünce yuh deyip yine AST' a yöneldim. Cumartesiye bilet aldım, sürpriz yapacağım.

Kitap fuarı var bugünlerde. Benim için şehrin diğer ucunda. Sanırım gidemeyeceğim. Hem uzak, em gördüğüm kadarıyla çok kalabalık. Bu sene planlı, listeli okumalar yapmak istiyorum. Kitabın fazlası elbette dert değil ama gerçekten kalabalıklar beni bunaltıyor. O kafada değilim yani.
Gelecek hafta eğer bir aksilik çıkmazsa bir arkadaşımla seramik dersi almaya başlayacağız. Haftada bir gün, heyecanla bekliyorum.

Bu ay kitap okuma hedefime ulaştım sayılır, bir kaç gün daha var önümde belki+1 bile yapabilirim:)) lakin film listesi bir kenarda boynu bükük kaldı, hiç içimden gelmiyor izlemek. Bakalım zaman ne gösterecek...

20.02.2018

Canım Salı


Dün tembel ama keyifli bir gün oldu.Sabah yürüyüşü,kitap okuma,çamaşırlarla cebelleşme derken dizilere gömülmece...
Bilge okuldan gelince Efes'le ikisini evde bırakıp spora gittim. Bir buçuk saat canım çıktı ama iyi oldu.Çıkışta markete uğradım. Eve gelip poşetleri ve çantamı bıraktım, Efes'i alıp çıktım. Uzunca bir yürüyüş yaptık, eve döndüğümüzde pilim bitmişti. Akşam yemek stoklarımı da bitirip erkenden uyumuşum. Sabaha karşı uyandım, Bilge' nin kalkma zamanına kadar kitap okudum. Bilge'yi okula yolladım,tekrar uyumuşum.Saçma sapan bir rüya gördüm.Çalan telefonla uyandım. Kahvaltı yapıp Efes'i çıkarttım. Kuşları, kedileri kovalayıp, parktaki bankımıza oturup havayı kokladık🙂 Sahiden kısa bir zaman için bile olsa kulaklarını dikip şehri dinlemek, koklamak acayip bir şey.
Bugün yemek yapmalı, kitap bitmeye doğru yol alsa, bir de evi süpürürsem süper olur.Tabi bir de spor var, hava da nasıl güzel, biraz toprak alıp balkona el atmalı...


19.02.2018

Hafta Sonu

 Cuma akşam üstüne kadar ofiste kalmak zorunda kaldım. Sinema planlarım suya düştü.Cumartesi piyano dersine gittik. Bilge' den sonra derse gelen çocuğun köpeğiyle bir saate yakın oynadık.Minnak bir Jack Russell.Adı Vanilya, nasıl güzel anlatamam. Yoyo gibi sürekli zıplıyor. Bir saat boyunca sabit durduğu tek an Bilge' nin kucağında fotoğraflarını çektiğim andı.
Eve geldiğimizde Bilge ölçtü biçti Vanilya' nın Efes'in kuyruğu kadar olduğuna karar verdi😂 
Akşam Opera Sahnesi'nde ne gittik. MDT' den Güldestan temsilini izledik.Tam bir işitsel ve gôrsel ziyafeti. Bir kez daha izlemeye karar verdik.
Koca iş için bir kaç günlüğüne şehir dışına çıktı. Bu demek oluyor ki bende bir kaç gün evdeyim. İyi olacak, hava da mis. Bu sabah Efes' le uzun bir yürüyüş yaptık. 
Alice Munro' bunu Castle Rock Manzarası' na başladım. 
Ve bir de Tanrı Netflix' i yarattı😂
İyi bakın kendinize...

14.02.2018

Sevgili Çarşamba


Güneşli bir sabaha uyandık, tabi  güneş sonra doğdu, yani güneş var demek istiyorum. Aslında kış güneşi ne güzel ama bu sene kış gibi bir kış yaşamadığımız için kaygı verici. Bugünün kaygı verici düşüncesi de bu olsun. Bilge yataktan sürünerek kalktı, hatta bir ara bugün seçmeli dersler var, gitmeyeyim bile dedi. Çünkü bir çok arkadaşı gitmiyor. Ben de yine aynı terane okul kafana göre gitmeyeceğin bir yer değil, hadi astın okulu iyi bir şey yapmak için as, zaten baharda daha güzel olur okulu asmak... kalk hadi dedim. Söylene söylene kalktı. O kadar yavaştı ki, bir ara kahvaltı masasında o yavaşın da ötesinde  kahvaltısını yaparken, Koca onun saçlarını taradı. Paketledik gönderdik.
Koca sürekli bugün çok işim var erken gitmemiz gerek diye o kadar acele ettirdi ki, ancak kahvaltı edecek vakit kaldı. Bulaşıkları lavabonun içine tıkaladım, yatağın örtüsünü bile örtemedim. Eğer bugün ölürsem kadın en azından çabalamış desinler lütfen.

 Efes' in içinden de son zamanlarda bir lama çıktı. Mama kabından bir mama yemesi var, tüm koridor mama taneciği dolu. Gerçek et parçalı mamasını ağız dolusu alıp, etleri yedikten sonra diğerlerini etrafa tükürüyor:)) ben biliyorum ona yapacağımı...

Eve erken gitsem iyi olur.

Hasan Ali Toptaş' ın Heba kitabına akşam başladım. Daha hızlı okurum sanıyordum ama yavaş ilerleyecek  gibi.

Kızkardeş' e mart challange mızı yolladım. Yüreğine indi:)) maddeleri belirleme sırası bendeydi:)) yazarım bir ara detayları...

Dün Darkest Hour filmini izlemeye başladım. 6 Dalda Oscar adaylığı filan ama çok sıkıldım yarıda bıraktım, belki gerisini bugün izlerim.

Spor salonunda ilk yarım saat eliptik yapıyorum. Eliptik bisiklet camın önünde. Dışarısını çok net görüyor. Yarım saat boyunca yoldan geçen arabaları sayıyorum, ig.' de hikayelere bakıyorum, internet takılıyor, gözüm aletin ekranına yöneliyor, dakikaları sayıyorum böyle yaptıkça ayaklarım ağırlaşıyor. Dün aklıma geldi, Netflix' ten Garce&Frankie' nin bir bölümünü telefonuma  kaydettim ve eliptik yaparken  izledim. Yarım saat nasıl geçti anlamadım. Pek güzel oldu.

Bir de dün yolda ateş dikenine benzeyen meyveleri olan ama dikenleri olmayan bir ağaçtan iki dal çalıp, vazoya koydum. Ağacın adınına bir bakayım bugün:))

Sabah kitaplığımda mimariyle ilgili ciltli bir kitap buldum. Le Corbusier' in yapıtlarıyla ilgili, Görsel Kayıt diye bir kitap. Yeni mimargerçi beş sene olmuştur belki daha fazla kuzenime yazdım, sana hibe edebilirim diye. İstemem diye yazdı. Uyanmamış olabilir misin  diye yazdım. Dayanamadı beni aradı. Le Corbusier' i sevmediğini, adamın herkesi aynı boyda zannettiğini söyledi. Merak ettim biraz araştıracağım bu konuyu:))

Gene çenem düştü, kaçtım ben...


13.02.2018

Sendromlu pazartesi

Cuma günü "yaşasın cumaaa"diye öyle çok bağırdım ki, sonrasında ki  iki gün neredeyse evden dışarıya çıkmadım. Cumartesi günü Efes yedi, kustu, daha çok yedi yine kustu bu döngüyü altıncı seferde kırdım, mama kabının kaldırdım.Telefonla aradığım veterinere başka belirtilerin olmadığını söyleyince, biraz takip edin bakalım dedi. Belki belirtilerden biri olan ishal vardır da adam eve yapamıyordur diye düşünüp, yağmurun altında ikimizde ıslak öte dönene kadar dolaştık.İshal filan değilmiş. Hatta yanımıza yaklaşıp "sevebilir miyiz"diye soran genç tayfaya öyle bir havladı ki, ödleri koptu. Hayır belki insanların anladığı gibi "ne sevmesi lan...ıstiriyim da gör" mü diyor ya da " ben de sizi seveyi mi" diyor bilemiyorum ki:)) Neyse cumartesi Efes'i gece dahil takiple geçti. Sabah keyifli uyandı. Hemen mama kabını koydum, temkinli yaklaştı akıllı çocuuum o günden beri kusmadı. Evde yalnız bırakmayı gözümüz yemedi, evde herkes yan gel yat modundaydı. Bir ara Koca' yı pazara sürükledim, pazarımız küçük ama taze taze her şey. Sonrası otları ayır, sar sarmala dolaba koy derken gün bitti zaten. Lahana almıştım turşu yapmak için onu da pazartesi gününe bıraktım. J.R.R. Tolkien' in Tom Bombadil' in Maceraları kitabını almıştım. Ciltli, ufacık sevimli bir kitap. Onu bitirdim.

Pazartesi Bilge okula biz ofise yollandık. Efes daha iyi görünüyor ama artık bakışlarıyla ve dizime akıttığı salyalarıyla beni kandırmasına izin vermeyeceğim. Yediklerine çok dikkat edecek:))

Öğleye kadar işler yoğundu. Market alışverişi yapıp eve geldik. Evde her şey her yerdeydi. Şöyle bir baktım ve Bilge okuldan gelene kadar  Netflix' i açıp Grace&Frankie ' yi izledim. Bilge gelince onu  kandırıp evi süpürttüm, atarlanıp odasını da toparlattım. Ben de kendimi spora gitmeye ikna edemeyip, mutfağı toparladım. Akşam yemeğini ve bugünün yemeklerini hazırladım. Annemle, teyzemle, kız kardeşle ve bir arkadaşımla uzun uzun telefonda konuştum. Haydar Karataş' ın Ejma' nın Rüyası na başladım, keşke öykü değilde roman olsaymış arka arkaya bir hüzünden diğerine atlamak pek hoş değildi. Balkonda geçenlerde bitlendiğini fark ettiğim bir saksı papatyama arapsabunlu su fısfıslamıştım. Bitler gitmiş ama sağındaki ve solundaki çiçekli bitkilerimin  (mecburen onlara da sıkmıştım) çiçeklerinin rengi alacalı bulacalı olmuş:)) Neyse toparlarlar sanırım. Kış günü de bitin ne işi var ona da ayrıca bir şaşırdım. Çamaşır işini de bugüne bıraktım.

Garfield' ın bile pazartesi sendromu var. Bir filmin de kral oluyordu da pazartesi günlerini kaldırmıştı:)) Bu arada fark ettim ki kendimi ikna etmekte yorucu olmayan konularda çok iyiyim.
Neyse çok uzattım, iyi bakın kendinize....

9.02.2018

Yaşasın Cuma

i.' yı perşembe günü ofiste görünce bugün için planını yaptım.Sabahtan ofise gelip, işleri toparlayıp on gibi kaçtım.Önce Dost Kitapevi' ne uğradım. Çok sakindi, çalışanlar rafları düzenliyorlardı. Rahat rahat dolaştım ve bu ay için okumayı planladığını kitapları alıp, en sevdiğim kafeye yönelim. sevgili Leylakdalımı aradım.Keyifli bir sohbetin ardından filtre kahvemi kocaman bir kekle taçlandırdım.
Yen kitaplarımı inceledim.İki tanesi planlı diğerleri anlık bir kararla alındı.Umarım seçimlerin keyifli olur.Saat on ikiye doğru kaydeden kalkıp sinemaya doğru yürüdüm. Cebimdeki Yabancı filmini çok kalabalık olmayan bir salonda izledim. Çok da beğendim ve kesinlikle tok karnına gidin derim. Çıkışta hiç oyalanmadan eve geldim. Beş dakika sonra da Bilge geldi.Pek güzel oldu.Kendime zaman ayırmak gibisi yok.

Hafta başı Bilge' nin başladığı resimden bahsetmiştim ya, boyamaya başladı. Yağlı pasteli  bu kadar güzel kullanmasına bayılıyorum. Çaktırmadan da izliyorum, öğrenmek için:))
Piyano dersi yarın da yok, öğretmenin annesi ameliyat oldu, sanırım haftaya yapacağız. Belki yarın Bilge'yle sinemaya gideriz, bakalım artık...
Keyifli bir hafta sonu olsun, iyi bakın kendinize...