18.11.2017

Canım Cuma, Biricik Cumartesi

Cuma sabahtan Bilge' yi okula yolladım.Baktım Koca uyuyor ben de yarım kalan öykümü okumaya devam ettim.Bitince kahvaltı hazırlamak için kalktım.Bu arada Koca' da uyandı.Derken telefonum çaldı.Bilge' nin arkadaşı E.arıyordu.Korkarak açtım.E.acayip telaşlı bir sesle Bilge' nin oğlanlardan biriyle kavga ettiğini ve ciddi hırpalandığını ve okula gelirsem iyi olacağını söyledi, telefonu kapattı.Hemen Bilge' yi aradım.Ağlak bir sesle açtı telefonu.uzun uzun anlattı ama sesinin tonundan ben mevzunun kendi çözemeyeceği bir sey olmadığını anladım.Sınıf ögretmenini bulmasıni söyledim.Aradan biraz zaman geçti orada öğretmenlik yapan bir arkadaşım aradı.Gelmene gerek yok dedi.E.nin anlattıklarını anlatıp nasil göründügünü sordum, darbe almiş ama kalici hasar yok diye şakaya vurdu arkadaşım.Ofise geldim.Aradan iki saat geçti aradım ögle yemegine çıkartayım seni dedim, yok ben iyiyim sen sinemaya gitmeyecek miydin, oraya git merak etme dedi.  11.20 seansına yetiştim, aynı salonun aynı sırasındaki her zamanki yerime bilet aldım.Salon açılınca diğer haftalardan daha kalabalık bir seyirciyle izledik filmi. Kutsal Geyiğin Ölümü acayip bir filmdi. Gerçi yönetmenin tarzıyla ilgili önceden tuyo almıştım lakin hiç tahmin edememişim.İki saat sonra sersemlemiş bir kafayla sinemdan çıktım.
Hemen kahve içmeye gittim, kitabımı da okuyayım dedim ama mümkün olmadı.Yan masada anneanne, teyze ve torun olduklarını düşündüğüm üç kabarık saçlı geveze kadın yüzünden kahvem bile tatsız geldi. Bari biraz yürüyüp adım sayımı tamamlayım dedim.Hava da nasıl güzel.Önce Dost' a ardından Yky yayınlarına uğradım. Sonra yola vurdum kendimi. Ağaçların asırlık gövdeleri, gökyüzüne doğru uzanan dalları, dallarında ışıkla fingirdeyen yapraklar.Işığın her yaprakta bıraktığı ayrı bir iz derken hafifçe esen rüzgarla başımdan aşağı düşen doğal konfetiler. Yakında en edepsiz hallerine bürünecek ağaçları uzun uzun seyrettim, içim ısındı, kendimi  iyi hissettim.Bilge' nin dersi bitti, onu alıp yemeğe götürdüm.Çıkışta bindiğimiz taksinin şoförü Bilge' yle sohbetimizi bir süre dinledikten sonra yolun yarısında nasıl bir gelecek bekliyor bu çocukları dedi, konuştuk, konuştuk ve tabi ülkeyi kurtaramadık.Ben inerken  hayırlı işler diledim, o iyi günler diledi. Akşam yan gelip dizi seyretmekle geçti.Sabah yine erkenden zıpladım, kitabımı bitirdim. Kahvaltının ardından Efes' le uzunca bir yürüyüş yaptık.Eve dönünce Bilge' yle hazırlanıp piyano dersine gittik. O derse girdi, ben yine parka gittim.Ursula'mın Sürgün Gezegeni kitabına başladım. Hava geçen haftaki kadar sıcak değildi.Bu sefer uyuya kalmadım.Etrafta güvercinler dolanıyordu.Yanıma bir sokak köpeği yanaştı, onu sevdim biraz.Ders bitince Bilge' yle dolaştık, yorulunca eve geldik. Film filan izleriz diyoruz.Bakalım artık...

16.11.2017

Kuzum Perşembe


Evvelki günden yaprak çıkartıp suya koymuştum. Eve erken giderim diyordum ama başaramadım. Böyle olunca eve yürüyerek gideyim, spora gitmeyim ve yaprağı sarıp anca pişirebileceğime kanaat getirdim. Hava nefisti, bir tek papuçlarım yürüyüş için pek akıllıca değildi. Yaklaşık dört kilometre evle ofis arası. Tadını çıkarta çıkarta yürüdüm. Eve geldiğimde Bilge çoktan gelmişti. Yaprak içini hazırlayıp, tv' nin karşısına kuruldum. Dizi izleyip, bir tencere yaprak sardım. Yaprak pişerken, ezogelin çorbası yaptım. Derken akşam oldu zaten. Koca Efes' le geldi. Akşam yemeği, bulaşık derken, Bilge yatmaya gitti. Patenli Kız ı okumaya devam ediyoruz, o ayrıca bir kitap daha okuyor. On sayfa kadar okudum, uyuya kalmışız. Sabaha karşı dört gibi kalktım. Roman Gibi yi bitirdim. Muhteşem bir kitaptı, kesinlikle başucumda duracak, dönem dönem açıp okuyacağım, o kadar sevdim. Bu arada dün Sevgili Leylakdalım Daniel Pennac' ın baskısı kalmamış polisiyelerinden birini kitaplığında buldu ve bana yollayacağını söyledi. Evet evet seviyorum bu kadını, hem de aşırı:))

Bugün öykü okumaya devam ederim. This is Us ' ın izlemediğim bölümlerine bakarım diye düşünüyorum. Ev bangır bangır bağırıyor. Efes' in tüy öbekleri ayrık otu misali evi kaplamış durumunda. Kirli çamaşır sepeti dipsiz bir kuyu olduğumu sanma diyor. Kurumuş lakin katlanamamış  çamaşırlarda bu komün hayatından hiç memnun değiliz diyorlar. 
Neyse limonlu çay, kitap ve fonda MFÖ... kaçtım.

15.11.2017

Canım Çarşamba


Olacağı buydu, başlık bulmaktan/bulamamktan nefret ediyorum. En abuk başlıklara hazır olun:))

Bu sabah saçlarımdaki beyazlara baktım, aynanın önünde. Allahtan kısa saçlıyım biraz o taraf biraz bu tarafa serpeledim saçlarımı fena olmadı ama hafta sonu boyatmak şart oldu. Bir ara kafamdan artık boyatmasam gri kullansam fikri şöyle bir geçti, ama kovaladım daha zamanı değil. Bilge ingilizce yazılısından yüz almış, şaşırmamış ama gururlu bir edayla söyledi.Üstelik öğretmeni yüz aldığı için panduf gibi çok şirin bir çorap almış. Tebrik etmiş. Çok sevinmiş, İngilizce benim hiç çalıştırmadığım, kendi haline bıraktığım tek ders. Öğretmenin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gördüm. Öğretmenime yılbaşı hediyesi alsak olur mu? dedi. Olmaz mı, hem de çok iyi olur dedim. Dün Roman Gibi' ye başlamıştım ya , kitaplığı düzeltirken Ne Denizsiz, Ne Tütünsüz' e de başladım. Kesin bu kitabı kapağı yüzünden almışımdır, iki öykü okuyuverdim yatmadan.
Roman Gibi bambaşka, hani hep deriz ya çocuğum okumayı sevmiyor işte bunun sebeplerini Pennac alaycı ve etkileyici diliyle öyle güzel ortaya döküyor ki, elimden bırakamadım. Sabah yine erkenden uyanıp baya okudum.

"Akşam vakti, büyüleyici bir masalın tam ortasındaki bir çocuğa, kerameti kendinden menkul bir gerekçe göstererek okumayı kesip yatması gerektiğini hiçbir zaman anlatamazsınız"
Bunu Kafka söylüyor; eminim küçük Franz yaşamının bütün gecelerini matematik çalışarak geçirseydi, babasını daha çok sevindirirdi." (sayfa 46) Aşırı tavsiyemdir.

Fonda Ezginin Günlüğü var, limonlu çay ve kitap...kaçtım ben...






14.11.2017

Sevgili Salı


Sabahın kör gözünde uyandım. Kitabın son sayfalarını da okuyup, bitirdim. Çok eğlenceli, kolay okunan bir kitaptı. Daniel Pennac' ın Roman Gibi kitabına başladım. Sonra tekrar uyumuşum . Altı çeyrekte tuhaf bir rüyanın ortasında telefonun alarm sesiyle yataktan fırladım. Bilge' yi kaldırdım, yine Bilge en yavaş moduna almıştı kendini. Neyse toparlandı, servise bindirdim. Eve geldim biraz daha kitap okuyayım derken Koca uyandı. O kahvaltı hazırlarken ben öğlen için kendime kısır yaptım. Tam işimi bitirmek üzereyken oturma odasından garip bir ses geldi. Baktım Efes kusmuş. Ortalığı temizledim, sonra halının üzerinde duran Koca' nın  ıslak çoraplarını görünce niye kustuğunu anladım. Kesin çorabı yemeye kalktı. Kahvaltının ardından Koca Efes' i gezdirmeye götürünce ben yatakları düzeltip, örtülerini örttüm. Akşama ne pişirmeli ilahi sorusu beynimde dolanırken, buzluktan et çıkarttım. Öğlene bakarım artık. Dün sporda kollarımı zorlamışım, bugün hiç kaldıramıyorum:)) Dün annemin komşularından birinin öldüğünü öğrendim. Yaklaşık sekiz yıldır kanserle savaşıyordu, kırk beşinde var yoktu. Bir tarafım acılarından kurtuldu derken, bir tarafım çok üzüldü.
Havada pek sevimsiz bugün.
 Fonda Jordi Savall var. 
Kitap okurum diyorum, belki biraz da dizi izlerim,
Öyle işte...

13.11.2017

Tembel Pazar

Aslında cumartesiden de bahsetmeli. Öğlen Bilge' yi piyano dersine bırakıp, yakındaki parka gittim. Güneş gören bir banka konuşlandım. Kitabımı okumaya başladım, gelirken aldığım mandalinalardan yedim.Oturduğum bankın arkasında yere serpilen ekmek kırıntılarını afiyetle yiyen güvercinlerin kanat sesleri derken bildiğiniz içim geçmiş ve uyumuşum:)) Kafam sağa doğru düşünce uyandım. Kendi halime güldüm. Kendilerine doğru delice koşan çocuğu görünce, kuşlar kafamın üzerinden hızla uçtular. Kitabımın son sayfalarını da okuduktan sonra, Bilge' yi almaya gittim. Öğretmeniyle biraz konuştuk. Çıkışta sağda solda oyalandık, çok gecikmeden eve geldik. Akşamı iki film izleyerek bitirdik. İlki Balerin ve Afacan Mucit  animasyondu, çok şirindi. İkincisi ev halkının ısrarıyla Valerian Ve Bin Gezegen İmparatorluğu   oldu. Ne kadar uzun bir filmdi, bir ara hiç bitmeyecek sandım, ziyadesiyle fantastik bir filmdi. Bu arada hediye gelen şarabıma, şaraplıkta yer açmak için Şirince şaraplarımdan birini açmıştım. Karadut nasıl güzel bir şeysin derken, gecenin bir yarısı oldu. Sabah erken kalkanı vururum dedim. Bilin bakalım ne oldu? tabi ki ben erkenden uyandım:(( kendimi de vuramadım güzel bir kahvaltının ardından ben mutfağı pakladım, Koca evi süpürdü tek taş alsa ancak bu kadar sevinirdim. Bilge' yle fen çalıştık. Hücre , çekirdek, organeller... Endoplazmik retukulum insanın defalarca söyleyesi geliyor. Ardından iskelet sistemine geçtik, eklemler, kaslar, 206 kemik inanasım gelmiyor. Bitti sandınız değil mi? Sosyal bilgilerden de yazılı varmış. Çöl iklimi, kutup iklimi, tunduralar ardından meridyenler, paraleller ve söyleyemediğimiz Greenwich...Bilge' nin niye yeşil cadı demişler sorusu :))En sonunda ikimizde beyinlerimizin ısındığını kanaat getirince dağıldık evin içinde mümkün olduğu kadar yani. Ben yeni kitaba başladım. Elvan Sayar' ın Kendimi Hep Şaşırtırım Zaten kitabı elimden düşmedi. Çok eğlenceli bir kitap, iyi geldi vallahi. Bugün biter. Akşama kadar okuyup dururken, günlük adım hedefimin çeyreğine vardığımı fark ettim. Birkaç sokak aşağıdaki pazarı görüyordum gideyim dedim, kalktım gittim. Güya pek bir şey almayacaktım, elim kolum dolu geldim. Baktım iki bin adımım kalmış. Hadi Efes gezelim dedim fazladan bir bin adımla döndüm:)) Sonra İstanbul' dan gelen bir arkadaşımızla dışarıda görüşmeye karar veren Koca hızını alamayıp, misafiri olmayan akşam yemeğine getirdi. Bilge' yle o yok diye yeşil mercimekli bulgur pilavını  Koca hiç sevmez gömmüştük. Neyse Efes misafiri yalayıp yutmaya çalışırken yazık pek sevindi eve gelen giden yok ya ondan sanırım biz de  yemek hazırladık. Onlar yemek yerken ben de aldıkları kestaneleri çizip pişirdim.Granit tavada süper oluyor bu arada . Ben hiç kestane sevmem , Koca bu yüzden güzel çizemediğimi söyleyip durdu bir tava dolusu kestaneyi yutarken...Neyse misafiri kalacağı yere bırakmaya gitti, ben de uyumadan biraz daha okudum. Sabah erkenden uyanıp bir saat daha okudum. Sonrası Bilge' yi kaldır, servise bindir. Dönerken kavga eden iki kediyi kovaladım, korku filmi gibiydiler. Öğlen için tavuk pişirdim, salata yaptım. Kahvaltı için de bol yeşillikli bir sandviç hazırladım. Ortalığı toparladım. Koca uyandı, işe geldik. Hava pastırmadan vazgeçmiş görünüyor. Birazdan annemi arayacağım. Normalde ofise gelirken arıyorum ama ameliyattan beri uyku düzeni şaştı galiba aradığımda uyukluyor oluyor ve gördüğü acayip rüyaları anlatıyor:)) Biraz daha geç aramak daha evla olacak :)) Ay ne kadar uzattım, fonda yine İncesaz var, seviyorum ki...

11.11.2017

*Umudun Öteki Yüzü


Dün 12 matinesinde dört kişi izledik Umudun Öteki Yüzü filmini. Fena değildi, sırf müzikleri için bile izlenirdi. Çıkışta biraz dolaştım. Sevdiğim kafe tıklım tıklımdı. Dışarıda zar zor yer buldum. Kitap okumaya çalıştım ama çok başarılı olamadım.Resmen kalabalık uğulduyordu.Toparlanıp çıktım. Kitapçıya uğradım, dergi aldım. Dolaşa dolaşa okula geldim. Bahçedeki banklardan birine oturup kitabımi okudum. Çantama ara öğün için koyduğum elmamı yedim. Bilge çıkınca ders kitaplariyla dolu aşırı ağir çantasını yüklendim, önce ofise uğrayıp sonra eve geldik. Yemek faslının ardından dizi izledik. Drop Dead Diva' yı izlemeye başladık.En son içim şişti kalktım yattim😊


9.11.2017

Öyle işte...


Sürünerek kalktım bu sabah. Bilge yine slow motion olarak,yedi ömrümü. Servise bindirip yolladım, eve geldim yarım saat kadar kitap okudum. Sonra kalktım, kahvaltı hazırladım, bulaşıkları yerleştirdim. Öğle yemeğimi ayarladım. Dün ofiste çok atarlanmıştım pişman değilim ama kendi sesimi duymak istemiyorum. Bugün bulaşmadım kimseye.
 Kedilerin mamaları bitmiş, dün Efes' in mamasından vermiştim. Bunu gören Efes efendi, tabağını silip süpürmüştü. Hemen mama sipariş ettim, bizimkine de ödül çubuklarıyla, şampuan aldım. Öğlen olmadan getirdiler, pek sevindim.Kediler daha çok sevindi:)) 
Kitap sardı, birazdan kahvemi yapıp okumaya devam edeceğim. 
Tüyap' a giden arkadaşları kıskanıyorum, bienale gidenlere karşı hissiyatım çatlama raddesinde:))
Annemle kardeşim geçimsiz karı kocalara döndüler annemin ameliyatından beri. hangisi ararsa öbürünü çekiştiriyoruz. Arayı düzeltince kesin beni gömecekler:))
Bugün fonda Alpay var...
ay çok sıkıcıyım...
iyi ki yarın cuma...

8.11.2017

Sevgili Çarşamba


Bu sabah saatten çok önce uyandım. Dün spordan sonra dizim ağrıyordu, bir saat kadar buz koymuştum, yokladım ağrı kalmamış, pek bir sevindim. Kitabımı aldım elime, biraz okudum. Elflerin Yaşamı oldukça ilginç ama yavaş ilerliyor. Cümleleri sindirerek gitmek gerekiyor, o yüzden bence oldukça özel bir okuma.
Bilge' yi uyandırdım, mıy mıy hazırlandı, çantasını kontrol etmesini kaç kez söyledim bilmiyorum bilerek yaptım dünkü unutma mevzusundan sonra. Servise bırakırken sokakta tombiş kediler gördü, onları sevdi. Ben çok cesaret edemiyorum, kedi milletinin sağı solu pek belli olmadığı için:) Eve geldim kitap okumaya devam ettim, sonra Koca uyandı, Efesle kudurdular. Her sabah bunu yazıyorum ama sahiden çok komikler. Efes onu hepimizden farklı seviyor. Antibiyotik içirmek/içirememek vukuatımızdan sonra  yemek masasında Koca varsa yaklaşmıyor demiştim ya, bu durum çok komik bir hal alıyor. Bazı sabahlar unutuyor galiba, gelip dizime bütün salyalarını bırakarak yiyecek isterken, öbür sabah çağırınca dahi gelmiyor. Sabah merakla bekliyoruz gelecek mi, gelmeyecek mi diye:))
Dün hiçbir şey yapamadım. ayın bu zamanlarından nefret ediyorum. Ödemelerin ard arda geldiği, tahsilatların olmadığı ve benim sek sek oynadığım zamanlar. Dün avaz avaz bağırmamak için zor tuttum kendimi.Bu memlekette ticaret yapabilmek akıllı adam işi değil. Bugün biraz daha rahatım çığlık atmak isteği yok en azından. Akşama taze fasulye pişirmeli, yanına da pilav. Kafa hiç durmuyor, ticaretin zorluklarından dem vururken, akşam yemeğini düşünürken buluyorum kendimi. Duruyor mu hayır dün Bilge matematik testine takıldı fen testi kaldı, onuda bugün aradan çıkartmalı, elindeki kitapta çok uzadı bugün biterse iyi olur. Kulaklığı şarja takmalı, neydi dün spor salonunda çalan şarkı nazar olsam değmem sana. Buna bir gün daha dayanamam...Bugün fonda  Hüsnü Arkan var....Dün takip listemi güncelledim. Artık paylaşım yapmayan arkadaşları listeden çıkarttım. Maalesef çok kimse kalmadı, ne yapalım kalan sağlar bizimdir değil mi:))

7.11.2017

Salı


Daha mı sevimli salı günleri, hani pazartesiden sonra hayatın devam ettiğini gösteriyor gibi...Bu gece neredeyse saat başı uyandım. Bu sabah Bilge' yi servise bırakırken patisinin biri havada sekeleyen bir sokak köpeği gördük. Bilge peşinden koştu belki ayağına bir şey batmıştır çıkartayım dedi... Hiç korkmuyor ama köpüş korktu tabi, patinin biri havada fırladı gitti. Yanıma gelip veteriner olunca ne yapacağımı bilirim dedi. Sabah hayvanları besleyen emekli albayımız görür mutlaka, kliniğe götürür ben görürsem söylerim de dedim. Sevindi iyi ki albay amca var dedi. Evet iyi ki var, keşke her mahallede olsa, gerçi şimdilerde onlarında hali hal değil. Eve geçerken bakındım ama göremedim.

Dün Muriel Barbery' nin Elflerin Yaşamı kitabına başladım. Büyülü bir anlatıya benziyor, elli sayfa kadar okudum. Spora gittim, eve geldim bizimkilere yemek hazırladım. Bugüne yemek yapmayı unuttum:)) Biraz erken gitmeli... Hava bu sabah güneşli. Bilge cüzdanını yanına almayı unutmuş, aradı. O arada yakın arkadaşı E. ben hallederim anneni yorma dedi. Yerim ben bu çocuğu.
Jungle filmini izlemeye başladım, işler girdi araya, bugün izlerim diyorum. Bugün yine fonda İncesaz var...

6.11.2017

Hafta Sonu


Cumartesi sabahtan öğleye kadar evin içinde koşturdum durdum. Bilge'yle hazırlanıp piyano dersine gittik. O dersteyken ben de kitap okudum. Melike Uzun' un Soğuk ve Temiz kitabına başladım. Oldukça ilginç bir anlatıydı. Pazar akşam üzeri bitirdim.
Ders çıkışı alışverişe gittik. Bilge kendine kazaklar almaya kalktı. İçinden en beğendiğini alabileceğini söyledim, baştan da para konusunda limit koymuştum. Artık kadın bölümünden giyindiği için pek bahtiyar lakin beni dipsiz kuyu falan sanıyor. Onu da alayım, bunu da alayım. Neyse içinden en beğendiğini aldı. Eve geldik, poşeti attı bir kenara. Bu konu da bir şeyler yapmalı...



Akşam tiyatroya gittik. Tek kişilik  Patric Süskınd' ın Kontrabas oyununu Olcay Kavuzlu yorumuyla izledik. Çok iyi bir performanstı. Ziraat Sahnesi' nde ilk kez oyun izledik, küçük ama sevimli bir sahne. Oyunu Bilge' de sevince, adım Bahtiyar, döndük eve:))


Pazar günü hava yağmurluydu, bütün gün evdeydik. Koca kahvaltı hazırladı, ben evi pakladım, Bilge ders çalıştı sınavları var, Efes evin her köşesinde vurdu kafayı yattı:)) Biraz dizi izledim, biraz resim çiziktirdim, Koca bir film izliyordu Hitler' in bir şekilde günümüze dönmesiyle ilgili arada ona baktım.  Bilge 'yle yüzünü temizlemesi sivilceleri için  karşılığında kitap okuma pazarlığımız sonucu  yirmi sayfa kadar sesli okudum:)) hâlâ bunu seviyor olmasına şaşıyorum:)) Sonrasında da uyumuşuz zaten.

Bu sabah yine yağmur var, Bilge' ye zorla içlik giydirdim:)) Ben ayaklarımda çizmeler, kafamda berem balıkçı Fadime kıvamındayım. İncesaz var bu sabah çalma listemde. İyi bir hafta olsun...

4.11.2017

"İşe Yarar Bir Şey"



Cuma günü "İşe Yarar Bir Şey" filmine gitmeye karar vermiştim.12 matinesine giderim diyordum cuma olunca saatler degişmiş.14 matinesine gittim.16:20' de Bilge' nin dersi bitiyor.Belki birkaç dakika gecikebilirim diye haber verdim Bilge' ye. Başka Sinema fillmerinde ara verilmiyormuş. İyi de oldu, film hiç bölünmedi.Muhteşem bir seyirdi, böyle güzel bir film uzun zamandır izlememiştim. Sinema çıkışı son hızla okula gittim. Beş dakika kala okuldaydım.Bilge çıkınca birlikte yemeğe gittik. Çıkışta biraz dolaştık ve eve geldik. Cinayet Sınıfı Başkanı' nı bitirdim.Hiç beğenmedim. Biraz dizi izleyip yattım.


3.11.2017

Yaşasın Cuma


Bir çocuk anacak bu kadar babaya benzer. Hafif bir soğuk algınlığı geçiriyor. Allahım nasıl abartmalar, nasıl kaprisler.Neyse okula gitti uflaya puflaya...Biraz kitap okudum. Ayşe Erbulak' ın Cinayet Sınıfı Başkanı kitabına başladım.  O arada Koca uyandı, Efes' le tepiştiler, çok komiktiler.

Kahvaltının ardından hazırlanıp ofise geldim. Bugün sinemaya gitmeye karar verdim, seans saatleri değişmiş ama bana uyacak. Cumartesi akşamı için tiyatro bileti aldım. Dün d&r ' dan aldığım kitapların eksikleri geldi. Ben yine bir sevindim:)) İşleri toparlayıp çıkacağım, iyi bakın kendinize...

2.11.2017

Elektrikli Testere Hayali:))

Evet böyle bir hayalim var. Bir arkadaşımızın Ayaş' ta babası sebze üretimi yapıyor. Hasat zamanlarında hafta başı hep bir şeyler yollar. Görünce sevinmediğim tek şey kabak. Üstelik kocaman. Üstelik evde kabağa pek meyleden yok. Tatlısını yapıp ofise götürürsem bizimkiler gömer ama vakit ayırmak lazım, bir de doğramak. O kısımda elektrikli testere hayali kuruyorum. Oduncu tipi ya da katil tipi dışında ev tipi olan var mı acaba. Neyse bulacağız bir çaresini:))

Hava iyiden iyiye soğudu buralarda. Tabi mevsim geçişi dediğimiz olay bir anda olunca bünye bir şaşıyor. Koca hasta, Bilge gece iki gibi boğazım ağrıyor diye beni uyandırdı. İlaç içti, ufladı pufladı aynı babası geri yattı. Ben de yanına yattım, Efes' te gelip üstümüze yattı kıskanç tospaa tek kişilik yataktan pestil gibi kalktım sabah. Bilge mırın kırın etti, okula gitmeyim diye kırk takla attı. Paketledim, yolladım. Efes' i gezdirirken havanın iyice soğuduğunu bizzat gördüm. Efes'  in işediği yerlerden buharlar çıkıyordu:)) Atkı , bere ve eldiven zamanı gelmiş artık. Dün spor çıkışı da dondum. Akşam Olağan Üstü Bir Gece bitti. Yormayan, güzel bir okuma oldu. Goodreads' ta bu yıl için koyduğum 120 kitaplık okuma hedefimde 103 kitaptayım. Bakalım hedefimi yakalayabilecek miyim? Ekim ayında 245 km. yürümüşüm, ortalama 12557 adım. Bu arada ekim ayında sadece 1 kg. verebildim.  Hedefim yılbaşına 70kg. altında girmek. Haftalık sporu dört güne düşürdüm, şimdilik zorlamıyor. Biraz hareketlerimi değiştirdim, bölgesel ağırlıklı çalışıyorum. Yarın benim yaşasın cumam. Sinemaya gitmeyi düşünüyorum, uzun zamandır tek başıma gitmiyordum. Seanslara bir bakayım, hafta sonu içinde Bilge' yle gidebileceğimiz bir oyun var mı ona bakacağım. Hadi ben kaçtım...

1.11.2017

Yazık...


Doğanın cömertliği, insanın nankörlüğüne rağmen şaşırtıcı değil mi? Beton yığınlarının arasında üç beş ağaç şehre renklerini dağıtıyor.Dallarında kuşlar, seslerini bastıran trafiğe rağmen inatla ötmeye devam ediyorlar. Şehrin ışıkları yüzünden geceleri yıldıza hasret olsa da şehir insanı, özellikle baharda tüy gibi bulutları görüp, gülümseyebiliyor. Her sokağın, her mahallenin, kedisi köpeği var. Sıcakta, soğukta ne yaptıklarını, ne yediklerini içtiklerini, nereye sığındıklarını önemsemediğimiz. Her zaman söylüyorum hayvanları sahiplenmek zorunda değilsiniz, korkabilirsiniz de bunu anlayabilirim. Lakin nefret etmek, zarar vermek, sokağa atmak, belediye kanalıyla toplatmak, şikayet etmek...yazık gerçekten çok yazık, çok üzücü...

31.10.2017

Günaydın


Dün ofiste canım sıkıldı, Efes'i  İ.' ye emanet edip eve erken geldim. Çok uykusuzdum vurdum kafayı yattım bir saat kadar uyumuşum. Bilge gelince kalktım. Ortalığı toparladım, hazırlandım spor salonuna gittim. Çıkışta markete uğradım, eksikleri aldım. Eve döndüm, yemek hazırlıklarına başladım. İ. Efes' i eve  bıraktı, Bilge'yle tepiştiler. Yemekten sonra yine matematik çalıştık obeb/okek kusacağım. Erken uyumayayım diye evin içinde dolanıp durdum, buzdolabını temizledim. Stefan Zweıg' in Olağanüstü Bir Gece kitabına başladım. Sonunda makul bir saatte on gibi uyudum. 

Sabah Bilge okula giderken hava daha aydınlanmamış olmaya başladı. Buz gibi ve karanlık bir havada okula gitmek bence sinir bozucu ama allahtan o takılmıyor. İnsan havaya suya, güneşe kara yaşı ilerledikçe takılıyor galiba. Evden çıkarken güneş doğmuş, hava biraz kırılmıştı. Ofiste sabah tantanasını atlattıktan sonra, çayımı elime alıp bilgisayarın başına oturdum. Canım bu sabah eski Sezen Aksu şarkıları dinlemek istedi, biraz bloglarda gezerim, sonra iş güç...

30.10.2017

Pazar...

Cumartesi yağmaya başlayan yağmur, pazar günü de devam etti. Aslında okulda törene gidecektik ama okul Kızılay' ın göbeğinde olunca gözüm yemedi tüm yolları kapatıyorlar, kuş olup uçmanız gerekiyor. Bilge' nin sınavlarını da düşünüp, pazar günü dışarıya burnumuzu bile çıkartmadık. Uzun kahvaltının ardından, kendimi mutfağa kapattım. Bir sürü yemek yaptım.Dolaptaki tüm sebzeleri çıkarttım. iki patlıcan kalmış, küp küp doğradıktan sonra hafif zeytinyağıyla döküm tavada pişirdim. Hafta içi bir şeylerle birleşir nasıl olsa. Kabaklara geldi sıra, içine kadar olan kısmını aparatla ince ince (makarna kıvamında) soydum. Zeytinyağıyla tavada çevirdim, bugün öğle yemeğim olacak Göbüşleriyle mücverimsi bir şey yaptım, pek güzel oldu, dün gömdük:)) Bilge' ye patates püresi pişirdim, brokoli haşladım. Brokolinin bir kısmı bugün öğle yemeğime kaldı. Koca haftalık kasap alış verişi ile döndü. Kemik suyu kaynattım, bugün Efes' e biraz kemiklerinden vereceğim, iki posta çorba yaparım. Biraz tavuk haşladım, didikledim tavuğu sadece böyle yiyorlar  tavuklu bulgur pilavı yaptım. Efes tavuklardan nasiplendi:)) Pilav da akşam yemeğinde yendi.Biraz kuşbaşı et kavurdum, o da birşeylerle takılır artık. Buzdolabını temizleyecektim bak o kaldı:)) Çamaşır faslı, derken Bilge' yle test çözmece, sonra Koca' ya havale etmece. Sabah ve akşam yürüyüşüne giden Efes' i paklayıp kurulamaca. Bu arada cumartesi Ömür İklim Demir' in Muhtelif Evhamlar Kitabı na başlamıştım. Çok güzel öyküler var içinde. Son iki öykü kaldı, birazdan okurum. İyi bir öykü okumak, bazen iyi bir roman okumaktan daha keyifli, daha doyurucu oluyor. The Dark Tower filmini izledik, fantastik türünde, oldukça iç karartıcıydı bence ama bizimkiler sevdi. Kesin devam filmi çekerler. Ütü yaptım allahtan çok yoktu. Sonra erkenden uyuya kalıp, gecenin bir yarısı uyandım ve sabaha kadar uyuyamadım:((

29.10.2017

Sevgili Cumartesi


Sabah yine erkenden uyandım. Koca kahvaltı etmeden çıktı.cumrtesi günleri ofiste yapıyorlar kahvaltıyı. Bilge' de uyanınca Efes' i alıp çıktık. Efes' i gezdirip, parkta kahvaltı yaptık.Simit, peynir, ayran. Üstünü sıkı giyinmeyen Bilge' ye montumu verdim.Onun şişme yeleğini de ben giydim sığdım valla.  Dönerken yağmur başladı.Eve koştuk, keyifli oldu. Efes' paklayıp, bir posta çamaşır serip, piyano kursu için hazırlanıp çıktık. Bilge dersteyken ben dergi okudum. Çıkışta biraz dolaşıp, yemek yedik. Eve dönerken evvelki gün henüz barkotu gelmemiş kaktüslerin bulunduğu marketten dört tane kaktüs aldık. Karşıdaki çiçekçiden de toprak yüklenip eve geldik. Efes bizi kapıda karşılayıp duvara yapıştırdi. Balık kraker verip gönlünü aldık.Pazartesi, salı Bilge' nin yazılıları var. Önüne testleri yığdım, söylenerek çözmeye başladı. Ben de balkona geçip, kaktüsleri yeni kaplara aktardım. Toprağı azalan saksıların topraklarını tamamladım. Hafta içi iki yıl önce benden çiçek isteyen bir tanıdık bakamıyorum diyerek çiçeği geri yollamış.var böyle manyaklar hayatımda neyse çalı formuna dönmüş çiçeği bir güzel budadım.Budadıklarımı da yeni bir saksıya aktardım belki tutar. Çeri çöpü topladım attım. Pek güzel oldular. Bu arada akşamki oyun için birlikte gideceğim arkadaşımla erken buluşmaya karar verdik. Bilge testleri bitirip "Anne with an "e"" nin son bölümünü de izledikten sonra, "Cadılar Okulu" diye bir dizi izlemeye başladı. Ben de hazırlandim.Koca beni salona bıraktı. Arkadaşımla buluştum iki saat kadar kakara kikiri sohbet ettik.Ardından uzunca bir sıraya girip, hınca hınç dolu bir salona girdik. Oyun hakkında yorum yapmayacağım, zira sevmedim. Çıkışta bindiğim taksinin şoförüyle malum tüm Ankara' lılar olarak gündemimizdeki istifa mevsusunu konuştuk. Eve geldiğimde bizimkiler dört bir yana yayılmışlardı. Efes bile totosunu kaldırıp bakmadı. Hala dizi izliyorlardı🙈 Ben de kitabımı alıp yatağıma kıvrıldım

28.10.2017

Mutlu Cuma...

Cuma haftanın en sevdiğim günü oldu, okullar açıldığından beri.Öğle yemeğinde sabahki kaosta hiçte düşündüğüm gibi hazırlayamadığım siyah fasulye salatamı yedim ve doymadım.Bu arada Koca yavru bir çomar getirdi ofise.Doyurduk, sevdik, nasıl güzel.Efes' le tepişirken bıraktım onları.Markete uğradım, biraz muz aldım doymadımya. Taksiyle Bulvara kadar geldim. Koca' ya hırka almak istiyordum, girdiğim ikinci mağazada buldum.Kendime de bir buluz aldım. Baktım yorulmuşum doğruca sevdiğim kafeye gittim. En rahat koltukların olduğu bölüm boş. Nasıl sevindim.Orta boy kahvemi alıp, kitabımla gömüldüm koltuğa. Teşekkür Ederim ilginç bir kitap. 84 sayfa kahvemle birlikte bitti.
"Ödüller, edebiyat dünyasının en çok tartışılan konularından biridir. Hemen her edebiyat ödülü bir tartışmaya yol açar. Yazar ödülü hak etmiş midir?  Seçici kurul yanlı mı davranmıştır? Son dönem Fransız edebiyatının parlak adlarından Daniel Pennac, Fransa' da büyük ilgi gören bu kitabında alışılmış, basmakalıp ödül töreni konuşmalarının çok ötesinde bir "konuşma" sunuyor okurlarına. Tüm yapıtları için ödüllendirilmiş bir yazar, anlaşmaya göre törene katılanların karşısında kırk beş dakikalık bir konuşma yapmak zorunda. Yazarın konuşması giderek amansız bir ödül eleştirisine dönüşüyor...(arka kapaktan) Can Yayınları/ 2007 baskısı.
Yavaştan toparlanıp kafeden çıktım, karşıdaki çamaşır mağazasına uğradım. Kendime atletler aldım.Eskiden hiç sevmezdim atlet giymeyi ama yaş aldıkça vazgeçilmezim oldular.Malum evde bir de yeni ergenimiz var ona da uygun çamaşır bulunca onlarıda attım sepete.Kasadaki tatlı kızla 
 ergenlik üzerine kısa bir sohbetten sonra okula doğru yollandım.Baktım çıkış saatine daha var, okulun karşısındaki geniş bahçeli cafeye oturdum. Bir çay, bir de soda söyledim.Telefondan Sevgili Funda' nın gazeteduvar daki yazılarının bir kısmını okudum.Bir ara kafede ki uğultuya kafamı kaldırdım, masalara şöyle bir göz gezdirdim, oradaki tek kadın olduğumu fark ettim. Bu arada yan masada oturan polislerin telsiz sesleri kulağımı tirmalayıp duruyordu. Hesabı isteyip çıktım.Okulun bahçesindeki koca çınarlardan birinin altına oturdum, bir muz yiyip okumaya devam ettim. Bu arada bir müşteri aradı. Yazıya hemen geri döneyim diye, adamın pazarlık yapma iştahını kapatıp ilk söylediği rakama olur dedim.kesin daha az söyleseydim demiştir. Bilge okuldan çıktı, önceden hem fikir olduğumuz mağazaya gittik.Ayakkabı almamız on dakika sürdü seviyorum bu çocuğu . Ofise geldik, Efes' i ve Koca' yı alıp eve geldik.Yemekten sonra köpekli bir film izledik filmin adına bakmaya üşenim.Çılgın Köpek gibi bir şeydi. Bu arada Koca Efes' i yıkamıştı.Ben de film izlerken onu tarayarak kuruttum.Mis gibi oldu.bir yastıklık tüy çıktı. Film bitince Bilge odasına geçti, Koca bir film daha açtı ama benim çoktan içim geçmişti😂kalktım yatağıma yattım... 

27.10.2017

İletişim


Sabah evden katil olmadan çıktığım için hâlâ şaşkınım. Bilge yine slow motion modunda bütün sabahımın içine etti. En son evden çıktığımızda servisin beklediğini gördük. Bu arada çantası bende koşuyoruz. Dur, çantanı al, sen koş dedim. Ben niye koşuyorsam. sonra dönüp telefonumu evde unuttum dedi. Yapacak bir şey yok, bugün de telefonsuz yaşa dedim. Söylenerek gitti. Okulda arkadaşından arayıp senin yüzünden unuttum, telefonumu bana getir dediğinde bende ipler koptu.
Neyse hışmımdan bir postada Koca nasiplendi, pasaklılığı sayesinde.
Eve dönerken bina girişindeki panoya ilişti gözüm. Kim olduklarını tam çıkaramadığım iki komşu birbirlerine büyük harfli notlar bırakmışlar. NE BİÇİM ARABA PARK ETMEK BU  ardından başka bir kağıtta PARK ETTİĞİM YERDE YARI AÇIK LOGAR KAPAĞI VAR KÖR MÜSÜN he ben de gördüm o kapağı niye yapmıyorlar diye düşünüyordum. Aynı nota başka birisi yöneticiyle konuşun neye yazıyonuz böyle yazmış:))  eh bu da haklı:)) İş dönüşü notların panodan kaldırıldığını gördüm. Yönetici pazar günü için toplantı çağrısı asmış. Kesin bırakacak kaç zamandır yeniler yapsın diyorlar. Onlar da bizimle birlikte üç aile oluyoruz. Hiç uğraşamam vallahi. Pazar günü evden tüymeli:))

Dün kargom iki kitap eksikle geldi. Salakça ama sanki ben almamışım gibi nasıl seviniyorum kitap kargolarına. Ağzım kulaklarımda paketi açıp, Bilge' yle pıt pıt poşetleri patlattık, Efes' te bize havladı:)) Hemen Daniel Pennac ' ın "Teşekkür Ederim" kitabına başladım. Dün sporumu da yaptım, akşama da ıspanak pişirdim. Bugün Bilge' yi almaya gideceğim öğleden sonra. Ayakkabı bakacağız birlikte. Ben erken gidip sevdiğim kafede bir kaç saat geçirmeyi planlıyorum. Kitabım, büyük boy kahvem ve sadece kendim:)) Kaçtım ben, iyi bakın kendinize...

26.10.2017

"Tembelliğin İnanılmaz Hafifliği "


Önceki gün spor salonunda adını bilmediğim, ayaklarımla otuz kilo ağırlığı ileri doğru itip, çekmeye  çalışırken içimden bir ses çok yoruldummmm diye feryat figan bağırıyordu. Biran duraksayınca hoca geldi ne oldu  dedi. Ben eve gidiyorum dedim. Kahkahayı bastı biraz mide çalışman lazım dedi. Senin miden benimkini döver, otur sen çalış diyemedim. Olur olur yarın çalışırım diyerek son sürat eve geldim. Yine akşam erkenden uyuya kalıp, gecenin bir yarısı uyandım. Sabaha kadar evin içinde dolandım. Sabah için ofiste millete erken gelin demiştim, toplantı yapacağız. Nefret ederim toplantılardan, eski patronlarımdan biri her sabah toplantı yapardı, deli ederdi hepimizi. Bizimkilerin hali hal değildi, bir ayar gerekiyordu. Sabah göz altı halkalarımla en erken ben ofise geldim. Neyse ardımdan çocuklar da geldi, tatlı sert, çok uzatmadan konuştum. Tamamlar ,haklısınlar havada uçuştu. Bakalım ne kadar idare edecek. Öğlen Efes'le eve geldik. Dizi açtım, uzandım kanepeye Bilge gelene kadar kıpırdamadım. Bilge geldi, spora gitmiyor musun? diye sordu. Cık dedim bugün dinleneceğim. Şaşırdı, dört aydır sürekli gittiğim için.
Kitabımı aldım elime tekrar, gerçekten çok ilginç bir kitap. Son yirmi sayfası kaldı, onu da birazdan kahvemi yudumlarken okumayı planlıyorum.Bu yıl okuduğum en ilginç kitaplar listesinde ilk sırayı alabilir.

36 yaşındaki Guylain Vignolles kağıt geri dönüşüm fabrikasındaki işinden nefret eden, yalnız ve mutsuz bir adamdır. Hayatı, sıkça sohbet ettiği küçük kırmızı balığıyla birlikte yaşadığı ev ve çalıştığı fabrika arasında geçer. Görevi kitapları paramparça eden korkunç makine Zerstor 500' kullanmaktır. Çalıştığı işletmede iki dostu vardır, biri ürkünç makinenin ayaklarını yediği Guiseppe, diğeri ise sadece aleksandrin hece vezniyle kurduğu cümlelerle konuşan bekçi Yvon Grimbert. Kitapları yok etmekten duyduğu vicdan azabından kurtulmanın yolunu her gün bindiği banliyö treninde, Şey' den söküp aldığı birbirinden bağımsız kitap sayfalarını yüksek sesle okumakta bulan Guylain, tekdüze hayatının akışının  vagonda bulduğu o akıllı bellekle birlikte değişeceği umuduna kapılır. Minik aletin içindeki metinlerin yazarının peşine düşen bu umutsuz şehirli adamın küçük hayatı büyük bir dönemecin eşiğindedir artık..." (arka kapaktan)

Sabah çok güzel ve dinlenmiş uyandım. Efes kadar olmasa da sağımı solumu gerip, esnetmeye çalıştım:)) Bilge' yi yollayıp, öğlen için kendime yemek hazırlayıp paketledim. Koca uyandı, kahvaltı yapıp ofise geldik. Hafta sonu arkadaşımla tiyatroya gideceğim. Bilge ve Koca' ya izlemeleri için bugün bir iki film seçeyim. Önceki gün nette kitap siparişi vermiştim on tane kadar:)) bugün teslim edileceği mesajı geldi, pek bir sevindim. Hadi ben kaçtım, iyi bakın kendinize...


25.10.2017

Sonbahar


Bilge' yi servise bırakırken geceden yağan yağmur kokusunu içime çektim. Bir türlü bitmeyen karşı inşaatın ortalığa bıraktığı kum ve toprağın oluşturduğu çamur birikintisinin üzerinden zıplarken okkalı bir küfür ettim. Eve geldim, yemek yaptım. Sabah az biraz enerjim oluyor. Bu ara mevsimden galiba gerçekten enerjim çok düşük.  akşamları spordan gelince oturduğum yerde uyuya kalıyorum:)) Sanırım haftada üç güne düşürsem en azından bir süre iyi olacak. Geçenlerde mahalledeki kırtasiyeye uğramıştım. Sahibi sitem etti, hiç gelmiyorsunuz diye. Çok pahalıya satıyorsun çünkü diyemedim, İki edebiyat dergisi, bir de sanat dergisi alıp çıktım. İlginç, yeni ya da hiç tanımadığım, hiç bilmediğim yeni yazarlara, şairlere ve ressamlara rastlarım belki dedim. Edebiyat dergisinin biri  bitmek üzere, bir iki güzel öykü okudum, şiirler maalesef çok kötüydü. hâlâ umudum var.

6,27 Treni' ni okumaya devam ediyorum, araya başka okumalar girince ona haksızlık oldu, baştan başladım.

Dışarıya bakınca kasvetli gri havayı; sarı, kızıl, kahverengi  ve adını koyamadığım yeşilin pek çok tonundaki yapraklarıyla renklendiren ağaçları gördükçe, bir gün sonbaharı seveceğimi hiç düşünmediğimi fark ediyorum. Yolda yürürken ayaklarının altında hışırdayan ses ve bir ağacın altından geçerken başımın üstüne düşen konfetiler gibi yapraklar ne güzel. Dışarıda üşüyüp, içeri girince kalorifer peteğinden yayılan sıcaklık mutluluk verici. Bir bardak çay, bir fincan kahve ve dumanı tüten çorba daha lezzetli sanki. Tadını çıkartmalı...

24.10.2017

Gündoğumu


Dün öğleden sonra önce doktora uğradım, kontrolüm vardı. Bir sorun yok, her şey yolunda. Eve geldim, ardımdan Bilge geldi. Allahım bu ergenlik sanırım insanoğlunun geçirdiği en salak dönem. Bilge' yi ödevleri ve dünyanın en salak ergen sorunlarıyla baş başa bırakıp spor salonuna gittim. Bir buçuk saat kadar kaldım. Dönerken  Bilge arayıp marketten alınacakları listesi verdi. Hadi gönlü olsun dedim, istediklerini aldım. Eve geldim, bir türlü dibini göremediğim kirli sepetini bir posta daha çamaşır makinesine doldurdum hâlâ  kirli çamaşır var.  Akşam yemeğini hazırlamaya başladım, öbür güne yemek pişirdim. Bilge' nin matematik ödevinden yapamadığı soruların üzerinden, geçtik. Yarına iki sözlüsü varmış. Din ve sosyal bilimlerden. İkisini de yarım yamalak çalıştı. Bahanesi ders kaçırdım oldu. Vallahi umursamadım, kendi problemi hiç beni ilgilendirmiyor. Yemekten sonra, çamaşırları serip yattım. Gecenin bir yarısı uyandım. Sabaha kadar dayanamayıp, Leylak Dalımın kitabını bitirdim. Çocukluğumu düşündüm, babam anıların arasından çıkıp, oturdu yüreğime...Biraz dalmışım, telefonun alarmıyla zıpladım yataktan. Bilge' yi kaldırdım, okula gitmemek için kusmaya vardırana kadar süper bir performans sergiledi. Son anda servise yetiştik. Servise bindirdikten sonra kafamı kaldırıp gökyüzüne baktım. Fotoğraf renk cümbüşünü anlatmakta çok yetersiz kalıyor. Uzun uzun baktım, gözlerimde yaşlarla eve geldim. Efes geldi yanıma yattı. Bazen hüzün güzeldir ya öyle bir sabahtı işte...

23.10.2017

Hafta Sonu


Pazar sabah yine erkenden uyandım. Aldım elime kitabımı bizimkiler kalkana kadar okudum. Ev ahalisi ayaklanınca kalktım kahvaltıyı hazırladık. Uzun kahvaltının ardından baktım mutfakta yapayalnız kalmışım. Radyomu açıp, domestik bir kadın haline büründüm. Zeytinyağlı fasulye ve mantar sote pişirdim. Pancar turşusu yaptım. Mutfağı toparlayıp, yatak odasına geçtim. Çamaşırlarla cebelleştim. Bir makine çamaşır yıkayıp astım. Yeni çamaşırlara bakıp, ütü işini de yarına erteledim yine. Koca' ya ayakkabı almaya Kızılay' a indik. Adam içimdeki alış veriş seven kadını öldürdü. Öncesinde Dost Kitabevi' ne uğradık. Sevgili Leylakdalı' ımın kitabını aldım. Nasıl güzel anlatamam. Eve dönünce hemen kitaba başladım.Baktım kaptırdım gidiyorum, dur yavaş yavaş tadını çıkartarak okuyacağım dedim. Bilge' yle biraz ders çalıştık. Baktım uflayıp pufluyor azat ettim. Goodreads' te ona da sayfa açtık. 2017 için on dört kitap hedefi koydu. Baktım okuduğu kitapları taratıyor:)) yedi kitabı kalmış, bu arada  Zeynep Cemali' nin "Patenli Kız" ına başladık. Kitaplığını elden geçirdi, okumadığı kitapları ayırdı. Onu böyle görmek çok güzeldi. Piyano çalıştı, sonra dizi izledik birlikte. Derken uykum geldi, aldım kitabımı yatağıma geçtim. Bir iki sayfanın ardından uykuya yenik düşmüşüm:))

22.10.2017

Gün 21

 Sabah erkenden uyandım, bir bölüm Blacklist izledim.Koca işe gitti, ben de Efes' i alıp sokaklara düştüm.Kah koştuk, kah yürüdük güzel havanın tadını çıkarttık.Eve geldik Bilge hala uyuyordu. Efes' i küvete soktum artık kendi küvetin içine giriyor.Patilerini yıkadım, kuruladım.Ardından küveti temizledim. O kadar yorulmuşum ki kahvaltımı bir tepsiye koyup salonda bir bölüm daha izledim. Koca' nın toplayıp yatak odasında sıradağlar oluşturduğu çamaşırların bir kısmını yerleştirdim.Özellikle siyahların tüy rulosuyla üzerinden geçmek gerekecek, ütüleneceklerle bir araya koyup yarın görüşmek üzere kaldırdım.Bilge japon balığı suratıyla uyandı.Kahvaltı yaptı, piyano dersine gittik.O dersteyken bir saat kitap okudum. Çıkışta önce yemek yedik, Bilge' ye pantolon aldık en son market alışverişini de yapıp eve geldik.Biraz dinlendikten sonra evi süpürdüm, mutfağı toparladım.Bilge bu arada ödevlerini yapıp film izledi. Akşam elli kere kontrol edip iki kişilik olduğuna emin olduğum önceki bilet vukaatımdan sonra bale biletlerini çantaya atıp Opera Sahnesi' ne gittik.
Bach Alaturka/ Danzon Bale' sini izledik. Aslında daha çok modern dans gibiydi. İyi geldi, çok uzun da sürmedi.Dokuz buçukta evdeydik. Kitap kurken uyuya kalmışım.

Bu yazı şalanjın son yazısıydı.Bundan sonra bu disiplinde yazar mıyım bilemiyorum ama elimden geleni yapacağım.

21.10.2017

18/19/20 Günler


Çarşamba sabah yine doğal rutinimizde başladı. Bilge' yi okula yolladım, ben ofise gittim.İşleri toparladım, annemin ameliyatıyla ilgili internette bakmamaya çalıştım.Dizi izledim.Yeni bir kitaba başladım.Efes' i gezdirdim.İ.' yi sıkı sıkı tembihledim.Eve gelince el bagajlarımızı hazırladım, bir sürü telefon görüşmesi yaptım.Bilge geldi, inatla yemek yemedi. Sonra Koca geldi, maaile havalimanına gittik.Arabada köpek var diye güvenlikte durdurulduk. Kimliklerimize bakma bahanesiyle Efes' i sevdiler 😊 Bizimkilerle vedalaşıp, alana girdik.Sonrası malum. Oradn geç, onu çıkar bir daha geç derken sonunda kapıya geldik.Beklerken Bilge acıktım dedi tabi.Ona yiyecek, bana kahve derken uçak saati geldi.Tıklım tıklım bir yolculuktu. Uçakların kutsal aletler olduğuna bir kez daha kanaat getirdim. Aslında korkmuyorum ama inene kadar bir nevi hatim indirdim😊 Erkek kardeşim bizi karşıladı Antalya' da. Annem ne gerek vardı deyip durdu bütün gece. Çok geç yattık,sabah erkenden hastahaneye gittik.Öğlen ameliyata anca alındı odya getirilmesi iki saati buldu. Bu yaşına kadar ki ilk ciddi ameliyatı olan ve ilk kez narkoz olan annemin ayılma süreci fenaydı. Bu arada anladık ki annemde ağrı eşiği diye eşik yokmuş.Ortalığı yıktı ağrım var diye. İnsan kendini çok çaresiz hisssediyor.Sürekli ağzımda bir geçecek lafı geveleyip durdum.İki saat sonra toparlandı.Doktora naz yaptı .Doktoru çok iyi ama sagolsun. Sakin bir gece geçirdik.Ben yanında kaldım.Sabah erkenden de çıkarttılar.Eve getirdik, çok daha iyiydi. Beraber yemek yedik, annemi kardeşime ve komşulara emanet edip uçağa yetşmek için Bilge' yle yollar düştük. Uçakta uyukladim.Alandan eve gelirken kafam düşüyordu.Efes bizi görünce havalara uçtu. Akşam yemeğini yediten sonra,oturdugum yerde uyuya kalmışım.

18.10.2017

GÜN 17



Sabah her zamanki gibi kalk, hazırla, yedir, yolla rutinin ardından mutfakta aldım soluğu. Akşamdan ertelediğim yayla çorbasını yaptım. Çorbayı karıştırırken bir taraftan da kitabımı okudum. kuş kadar kitap bitmedi bir türlü. Ardından kahvaltı ve ofise geliş. Kulağım sürekli telefonda, annem doktorla konuşacaktı. Erkek kardeşim aradı, omzunda yırtık varmış, acilen ameliyat olman gerek demiş. Perşembe sabaha ameliyatı ayarlamışlar. Annemle de konuştuk, gelme dedi. Efes' i alıp hava almaya çıkarttım. Dönüşte Bilge' yle ikimize uçak bileti aldım, çarşamba gidip cuma döneceğiz. Bilge' yi bırakmaya gönlüm elvermedi. Bilge' yle aynı anda eve girdik. Durumu anlattım, anneannenin iyi olduğuna ikna olduktan sonra gideceğiz diye sevindi:)) Ortalığı toparladım, spor salonuna gittim. Dönüşte sallana sallana eve geldim. Efes gözümün içine baktı ama gezdirecek hiç halim yoktu. Bilge' ye yemek hazırladım, Koca geldi Efes' i gezdirdi. O da yemek yedikten sonra mutfağı toparlayıp kendimi yatağa attım kitap yine bitmedi. 11534 adımla gün bitti.

17.10.2017

GÜN 16



Sabah her zamanki rutiniyle başladı. Kahvaltı, Bilge' yi servise bindirme derken,  evi toplama telaşı.
Annem sabahtan doktora gidecekti, omzu ağrıyordu. Emar, röntgen çekilmiş, sonuçlar yarın belli olacakmış. Annem bu konularda hiç soğuk kanlı değil, kime çektiğim belli:))

Efes' e ve kedilere mama siparişi verdim. Normalde firmanın merkezi Ankara olduğu için en geç iki saat sonra getiriyorlar. Akşam oldu gelen giden olmadı, aradım telefona bir kadın cevap verdi. Sesinin tonundan konuşmamızın iyi gitmeyeceğini anladım. hemcinslerimden bazen gerçekten nefret ediyorum. Ben derdimi anlattım, evde hiç mama kalmadı dedim. Karşı taraf gayet rahat olabilir dedi. Akşam dokuza kadar siparişinizi teslim ederiz dedi. Ofis adresini vermiştim dokuza kadar kim bekleyecek bunları. Neyse sakin olayım dedim. Sabah erken getirmezlerse siparişimi iptal edip paramı iade etmelerini söyledim. Hemen ses tonu yumuşadı, kusura bakmayınlar havada uçuştu. Arkadaş niye illa parmak sallamam gerekiyor, anlamıyorum. Ofiste biraz maması varmış, onu  yanıma aldım. Koca Efes' le beni eve bıraktı. Bilge gelmiş ve odasının her bir yerine üstünden çıkarttıklarını atmış, elinde telefon oyuna gömüşmüş. Derin bir nefes aldım, bakışlarımdan anladı galiba, hemen kalkıp odasını toparladı. Ben hemen mutfağa geçtim. Bilge' ye ton balıklı salata yaptım, o karnını doyururken türlü pişirdim. Yarma haşladım. Baktım dolapta bir poşet patlıcan var arkadaşlarımızın Ayaş' ta bahçesi var, oradan gelmiş patlıcanları dilimleyip tost makinesinde pişirdim. Dolaba kaldırdım, bir ara bir şeyler yaparım. Efes' i taradım, evi süpürdüm, arada Efes'in tüylerini de çektirdim süpürgeyle. Unutmuş süpürgeyi, önce kaçmaya kalktı, sonra sere serpe yattı. Bilge ödevlerinin başına geçti, ben de hazırlanıp spora gittim. Dönüşte markete uğrayıp eksikleri aldım. Poşetleri eve bırakıp, Efes' le tekrar çıktım. Yirmi dakika kadar gezdik. Eve gelince çamaşır makinesini çalıştırdım. Bilge çorbayı bekleyemeyeceğini söyleyince yarmaları yoğurtla karıştırıp yedi, türlüye burun kıvırdı. Mutfak masasında matematik ödevlerini kontrol ederken, hepsini salladığını fark ettim. Sonra cevapları arkadaşlarından telefonla aldığını itiraf etti. Kızmaya bile halim kalmamıştı. Sil baştan tekrar yaptı, obeb, okek falan filan, kusacaktım neredeyse. Baktı ben bir şey söylemiyorum, içine oturdu galiba , bir özür mırıldandı ağzının içinden. O çantasını hazırlarken Koca geldi. Filmlerdeki Türk polisi gibi. O yemek yerken ben sonunda duşa girebildim. Çıktığımda bulaşıkları makineye koyup çalıştırdığını görünce, yemin ederim mutluluktan ağlayacaktım. Çamaşırları astım, kuruyanları sepete tıkaladım. Çorbayı sabaha yaparım dedim, dolaba kaldırdım. Kitabımı elime aldım, yirmi sayfa anca okumuşumdur, 12.000 adımla gün bitti.

16.10.2017

GÜN 15


Önceki gün o kadar yorulmuşuz ki, sabah geç kalktık. Kahvaltıdan sonra hazırlandık çıktık. Bilge' yle ben piyano kursuna gittik. Akşama gösteri varmış, kursta kimse yoktu. Rahat rahat kitabımı okudum. Çıkışta biraz dolaştık, alışveriş yaptık en son yemek yedik ve eve geldik. Efes kapıda karşıladı bizi. Ona oyuncak almıştık. Birini hemen mundar etti, allahtan diğerini parçalayamadı:))

Bilge banyo yaptı, yalandan odasını toparladı. Çantasını hazırlayıp,tam telefona sarılacakken, kitabını kucağına koydum:))
Yarına kendime pırasa pişirdim. Evi hiç toparlayamadım. O da yarına kaldı. Ağlayan Dağ Susan Nehir bitti, çok farklı bir okumaydı benim için. Özellikle çingene kültürü etrafında dönen kurgu, ardından Maraş Olayları' na kadar uzanan tarihsel doku çok etkileyiciydi.

Uyumadan biraz da Kayıp Kahraman' ı okudum. Bir Kedi, Bir Adam,İki Kadın' a başladım ama uyumuşum, sabah tekrar başlayacağım:)) 10090 adımla gün bitti.

15.10.2017

Gün 14


 Sabah erkenden kalktık.Kahvaltımızı yaptık çantalarımızı yüklendik evden çıktık.Koca ve Efes bizi Şuşu' ya bıraktı. Frida'yla kikirdeyip, üç beş tırnak yedikten sonra çanta kontrolü yaptık.Birer çanta kıyafet, atkı bere ve battaniye aldık.Birer çanta da yiyecek. İki mat, iki de katlanabilir sandalye yükledik arabaya, düştük yola.Benim Vişnelik konser alanına ilk gidişimdi.Eymür gibi bir yer beklerken şehrin göbeğinde binaların arasında ufacık bir yer görünce şok oldum.aynı duyguyu Kuğulu Park' ı ilk gördüğümde de hissetmiştim. Neyse on iki de açılacak denen kapılar bir buçukta açıldı. Kapıların açılmasına on dakika kala içeriye yiyecek içecek alınmayacağı söylendi.Tabi ki iki çanta yiyeceği on dakikada bitiremedik ve hunharca güzelim mamamlarımızı çöpe attılar. Bize + 18, kızlara - 18 bantları takıp bizi konser alanına aç bilaç saldılar. Alan ikiye ayrılmış, iki sahne kurmuşlar.Çimsahne ve Otopark Sahne diye. Sanatçılar iki bölüme ayrılmış biri bitmeden diğer sahnede başka bir sanatçı başlıyor.Bir o tarafa, bir bu tarafa millet helak oldu. Biz çim sahneye konuçlandık.Arada bir Kurtalan Ekspresi dinlemek için diger sahneye gittik.Kızlar bir iki gurubu o tarafta izlediler. Çok eğlendik Hüsnü Arkan' a bayıldım.Selda Bağcan muhteşemdi.Kurtalan Ekspres süperdi.Kocaman kocaman adamlar ve nasıl duygusallar. 
Gençler coştular, alkol su gibi aktı ama hiç taşkınlık olmadı. En son sahne alan Şebnem Ferah' ı barkovizyondan görebildik.Çıkışta yaşanacak itiş kakışı düşünüp erken çıktık.Bu arada seyyar tuvaletlerin önünde konserlere eşlik edip sıra beklerken sallanan kızlarla bira içmemye tövbe ettik:)) sonra o acayip tuvalet, neyse sesli bi tuvalet diyeyim bilenler bilir zaten. Bu arada getirdiğimiz birer çanta kıyafetin hepsini giyip bir de üstüne battaniyelere sarıldık. Nihayetinde çok güzel, çok keyifli bir gün geçirdik.Çocuklar da çok eğlendiler. O kadar yorulmuşuz ki en sonsaate baktığımda 14500 adımı gösteriyordu...

14.10.2017

Gün 13

Yaşasın cuma diye uyandım.Bilge' yi paketleyip servise bindirdim.Evi falan toplamadım ve yemek yapmadım.Çok alengirli bir ekmeğe, peynirli hindi fümeli sandiviç yaptım çantama attım.Bir de elma mis gibi öğle yemeği.
Ofiste öğlene kadar çalıştım, sonra yemek yerken bir bölüm dizi izledim.Efesi gezdirip, İ.ye emanet edip Yüksel cd.kadar takaiyle geldim. Polis kalabalığından sıyrılip Dost' a girdim.Sistemleri bozukmuş aradığım kitapları bulamadım.Tabi ki boş çıkmadım fotograftaki kitapları alıp doğruca her zaman gittiğim kafeye gittim.Boş bir masa bulup kahvem ve kitaplarımla demlendim.Arada ig' ye baktım,telefonla konuştum. Bilge' nin okuldan çıkış saatti yaklasirken okula geldim. Biraz da okul bahçesinde oturdum Bilge çıkınca yemek yemeye gittik oradan da ofise döndük.Koca' yı ve Efes' i alip eve döndük.Bilge' yle Efes kudurdu. Yine kitap okurken uyuya kaldım.14355 adımla gün bitti, sporda yalan olmuştu iyi oldu.

13.10.2017

GÜN 12

On ikinci güne gelmişiz şalanjda , gerçi ben geç başladım, diğer arkadaşlar neredeyse bitirecekler:)) Sabah normal saatinde kalkan Bilge o kadar yavaştı ki,  kapıya çıktığımızda servisi ilk defa köşede bekler bulduk. Bilge yokuş aşağı saldı kendini, çok bekletmeden bindi servise.

Eve geldim, Bilge' nin yatağını kapattım, mutfağa baktım, kahvaltı hazırlamak için yer açtım akşamdan yine bulaşıklar kaldı Çayı koydum elime kitabımı aldım. Kitabı çok sevmeme rağmen gün içinde uzun okumalar yapacak vakit bulamıyorum. Birkaç sayfa okuduktan sonra Koca kalktı, kahvaltı yaptık. Ofise gittik, annemi aradım. Her zamanki kısa ve öz konuşmamızın ardından telefonu kapattık. gün içinde en az böyle üç konuşma daha yapıyoruz:)) İşlere yoğunlaşayım derken arkadaşım aradı. Onun da Bilge' den iki yaş büyük kızı var.  Kızları bir açık hava konserine götürelim diye konuşup duruyorduk ne zamandır. Cumartesi günü için Milyon Fest Ankara' nın konser listesine baktık. Kimler yok ki; Şebnem Ferah, Selda Bağcan, Kurtalan Ekspres, Kurban, Hüsnü Arkan, Cem Adrian daha kimler kimler. Odtü Vişnelik' te üstelik. Biletleri aldık hemen. Bilge' ye haber verdim, havalara uçtu. ne güzel bir ekim ayı olacak.

Bu arada her gün bizim ikizlerle görüntülü görüşüyoruz. Gözünü sevdiğimin teknolojisi, ekranı bile öptüğümüz oluyor:)) Kızlar büyüdükçe daha keyifli ve uzun olmaya başladı bu görüşmeler baktım kuduruyorlar kaçıyorum zaten Şarkı söylüyoruz, birbirimize bakıp gülüyoruz. Yalnız bu aralar komik bir durum var bu görüşmelerde. Ne zaman enine çizgili bir şey giysem annem bayılır enine çizgili tişörtlere  kızlar beni görünce anneanneee diye bağırıyorlar.sahiden anneme benziyorum. Gel de bozulma. Hayır anlamadığım ben küçükken,  hatta gençken hep babama benzetirlerdi ve ben havalara uçardım. Niye kırkımda anneme benzemeye başladım, nasıl bir durumdur bu bilemedim. Annemle babam birbirine zaten benzemiyorlardı. Ne acayip bir tipim yahu:))

Bilge' yle kapıda karşılaştık son anda yırttım. Eve geldik, ben hazırlanıp spora gittim. Terledim, yoruldum, gelirken markete uğradım,ilk defa sklamen aldım, hem de fuşya. Önce balkona koydum, sonra soğuk sevmediğini okuyup içeri aldım. Bilge' yle matematik çalıştık, on dakika anca dikkatini topluyor. O ara anladı anladı, yoksa boşuna çabalıyorsunuz. Öğretmenlere Allah sabır versin.

Çamaşırları yıkayıp astım, Akşama makarna pişirdim, ton balığıyla yediler. Gün içinde Anne With An "E" ikinci bölümünü izledim. Bilge' de yatmadan önce ilk bölümünü izledi, çok sevdi. Bir ara gözleri doldu, sıpam çok tatlı. Dün Efes' i hiç gezdiremedim 9200 adımla gün bitti. Yine kitap okurken uyumuşum...

12.10.2017

GÜN 11

Sabah yine aynı rutinle başladı. Bilge' yi yolladım, kitabımı okudum sonra kahvaltı derken akşama yemek yapmayı unuttuğumu ofise giderken yolda hatırladım:)) Her gün 10:30 da tansiyonumu ölçüyorum, doktor için listeliyorum. tansiyon aletinin sesine Efes sinir oluyor, çalışmaya başlayınca o da havlamaya başlıyor:)) Neyse ki değerlerim iyi çıkıyor:)) 
Arkadaşım aradı 28 Ekim de Erdal Beşikçioğlu' nun "Tüy Kalemeler" oyununa bilet aldık. Uçtum havalara. 
Ve sevgili Leylakdalı' mın güzel yüreğinin kelimeleri sonunda kitap haline geldi. Ayizi Yayınları' ndan çıkıyor. Gönlümüzün kıymetli ressamı Sevgili Füsun Ürkün' ünün muhteşem resimleri eşliğinde hemde. O kadar heyecanlandım, o kadar sevindim ki anlatamam. 

Dün "Anne With An "E" "  izlemeye başladım,ilk bölümünü izledim. Nasıl güzel. Eve
Bilge' den sonra geldim. Hazırlandım spora gittim. İki saat kadar ter attım. Eve geldim, yeşil fasulye pişirdim. Bilge' ye köfte yaptım yanında ayranla götürdü. Koca Efes' i eve bırakıp işi  varmış, tekrar çıktı. Kitap okurken uyuya kalmışım. Gün 14642 adımla bitti.

11.10.2017

Gün 10



Sabah karşı komşunun kavga sesiyle uyandım. Bir süre dinledim merak ettim valla . Sonra ne yapıyorum ya dedim. Kalktım Bilge' yi kaldırdım. Kahvaltı yaptırıp, paketleyip servise bindirdim. Eve geldim, mutfakta debelendim, kitabımı okudum. Kahvaltı faslından sonra ofise gittik. İş güç derken öğlen oldu. Efes' i gezdirdim, birlikte kedi maması almaya gittik. Kolum uzadı beni çekiştirmesinden. This İs Us 'ın 2. bölümünü izledim. baktım Koca geç gelecek Efes' i İ.' ye emanet edip, taksiye atlayıp eve geldim. Bilge gelene kadar, mutfağı toparladım. Mantar sote ve kepekli pirinçten pilav yaptım. Bilge geldi, çok terlemiş banyoya girdi. Evi süpürdüm sildim. Öbür gün Kışlıkları çıkartırım diyordum ama gözümü karartıp bazaları kaldırdım. Dolapları boşalttım. Akşamın bir yarısına kadar bu işle uğraştım. Sonunda param olan ilk fırsatta yatak odasını üç tarafı dolaplarla çevrili bir yarım ada yapmaya karar verdim. Uzunca bir süre atkı, bere, eldiven alırsam Allah cezamı versin dedim:))

Spora gidemedim 12400 adımla günü bitirdim. O kadar yorulmuşum ki, kitap kucağımda uyuya kalmışım:))

10.10.2017

Gün 9


Pazartesi sabahı saatin alarmıyla uyandım, Bilge' yi kaldırdım. Giyinirken başında oyalandım, geri yatabiliyor zira:)) kahvaltısını yaptı, kakara kikiri servis bekledik yok bizde öyle pazartesi sendromu falan. Servise bindi, arkasından el salladım. Hava iyice serinlemiş. Eve geldim, yeni kitabıma başladım. Ayşegül Devecioğlu' nun Ağlayan Dağ Susan Nehir kitabına başladım. "...ağaçların toplantı yaptığı kasvetli kırda kocaman bir gökkuşağı belirdi. Öylesine güzeldi ki onu ancak yalan yaratabilirdi..." (arka kapaktan)  oldukça etkileyici bir dil, çingeneler, ilginç hikayelerle harmanlanmış nefis bir okuma olacak, eminim.

Kahvaltıyı hazırladım, bu arada zeytinlerin suyunu değiştirdim. Öğlen için kendime bir önceki gün pişirdiğim fırında patlıcanı koydum, yanına da yoğurt. İki hurma, biraz da badem attım çantama. Kocayla kahvaltı yaptık, ben ortalığı toplayıp aşağı inene kadar Koca Efes' i gezdirdi. Akşama patlıcan yemeğinden var, tavuk çıkardım gelince haşlarım.Gerisi allah kerim.

Ofise geldik İ. gelmişti, morali bozuktu, uzun uzun nasihat ettim evet yaptım, gerekliydi. İşleri toparladık, çocukları gönderdik. Öğleye doğru Efes' le yarım saat kadar yürüdük. Bu arada Bilge aradı okul sonrası etüd için görsel sanatlar dersini seçmiştik. Cuma öğleden sonra ben gidip alırım diye düşünmüştük. Bu seçim internet üzerinden yapılıyor. Nasıl becerdik bilmiyorum ama fen ve matematik derslerinden de etüd kaydı yaptırmışız hâlâ şoktayıp, böylesi şuursuzluk hayret verici. Neyse Bilge öğretmenleriyle konuşup durumu izah etti. Hem de bana ihtiyaç duymadan. Pek sevindim. Koca Efes' le beni eve bıraktı.Bilge' den önce eve geldik yaşasın.  Ev almış başını gidiyor ama ben ne yaptım? Tavuğu haşlanması için ocağa koyup, elime kitabımı aldım. Bilge gelene kadar kitap okudum. Sonra da çantamı hazırlayıp spora gittim. Bir saat spor yaptım, çıkışta markete uğradım, eksikleri aldım. Sonra eve geldim. Tavuklu pilav yaptım, bir posta bulaşık makinesini çalıştırdım. Bilge ödev yapmaya başladı ve beni çağırdı. Konumuz Asal sayılar. Bilge anlamamış, ben de allah var hiç hatırlamıyorum ve sanırım hiç öğrenememişim. Hemen kitabı açtık birlikte okuduk, örneklere baktık ve evraka asal sayıları bulduk:)) ne salaksın demek serbest alınmayacağım . Bilge ödevini bitirirken ben duş aldım. Efes sürekli bir burnuyla beni dürtme derdinde. Koca geç geleceğim deyince küfür ede ede hazırlandım. Kafama bere geçirdim. Bilge ' de bizimle geldi. Efes' i gezmeye çıkarttık. Döneceğimiz sıra Koca parkta bizi buldu.Onu gören Efes çıldırdı. Daha büyük bir parka gittik. Efes' in tasmasını çıkartınca içinden bir yarış atı fırladı. Sinek görünce kurbağa, yeni çıkmış ot görünce iştahlı bir keçi çıkabiliyor bu çocuğun içinden, şaşırmıyoruz:)) O kadar çok koştu, o kadar şımardı ve o kadar mutlu oldu ki anlatamam. 15463 adımla gün bitti yuh dedim. Eve geldik. öğlen "Zorba" fiyaskomdan sonra 21' ne "Bach Alaturka/Danzon " balesine iki kişilik bilet aldım:)) Bilge' ye söyleyince güldü gideriz tabi dedi:)) Akşam yemeği bulaşıkları, yine sabaha kaldı. Hepimiz bir tarafta sızdık, sonra toparlanıp yattık...

9.10.2017

Gün 8


Pazar sabahı erkenden uyandım ama yataktan kalkmadım. Lotarya' nın son iki kartını da okuyup, kitabı bitirdim.Oldukça hüzünlüydü ama bir o kadar da ilginçti. Ev ahalisi hafifyen kıpırdamaya başlayınca ben de kalktım.Kahvaltı faslından sonra ortalığı toparla, bulaşıkları hallet derken öglen oldu.Hazırlandık hep birlikte evden çıktık.Bilge' yle kurstan sonra tasarım pazarına uğrayacağımızı öğrenen Koca biz Efes' le takılırız dedi.Öğle yemeğinde evde buluşmak üzere ayrıldık. Bilge' yi piyano öğretmenine bırakıp kozmetik ihtiyaçlarımı aldığım mağazaya gittim.Kocaya parfüm, ortak kullanımız için şampuan, saç kremi ve duş jeli aldım. Bilge' ye çok cici bir parfüm aldım. Alış verişin hep bir hediyesi oluyor bu sefer yüz pilingi verdiler, Koca ayıla bayıla kullanır😊 bana iyi gelmiyor. Bilge' yi dersten alıp, tasarım pazarına gittik.Arkadaşım ve kızı da oradaydı. İki saat kadar orada kaldık.Dışarı çıktığımızda yağmur başlamıştı, hemen taksiye binip eve geldik. Koca ve Efes' te gelmişlerdi. Koca mutfakta yemek hazırlıyordu. ben de bir gün evvel yaptığım patlıcanları fırına verdim. Nefis oldular. Yemekten sonra herkes evin içinde bir köşeye ilişti. Hava iyice kapattı zaten. Efes o kadar yorulmuştu ki tüm gece kafaaini bile kafasinı bile kaldıramadı 😊Bilge çantasını hazırladı. Ben günlerdir ertelediğim ütü mevzusunu çözdüm. Aksama doğru Kayıp Kahraman'ı okumaya devam ettim. Geç saate kadar uyuyamadım. Gece yarısını bir miktar geçe uyumuşum 💙💙💙günü 12800 adımla bitirmişim.


8.10.2017

Gün 7


Bilgisayarı açmaya üşendim.Telefonumdan yazmaya çalışacağım bakalım becerebilecek miyim😝
Sabah hafta sonu olmasına rağmen erken kalktım.Biraz kitap okudum, Bilge kalktı, kahvaltıda gevrek yemek istediğini söyledi itiraz etmedim. Koca Efes' i gezdirip gitti. O da arkadaşlarıyla kahvaltı yapacakmış. Ben de bir dilim wasaya lor peynir sürdüm, ayak üstü yedim ve kliniğe gitmek için evden çıktım. Doktor tekrar muayne edip acilen bir tansiyon aleti almam gerektiğini, on gün kadar ölçüp kayıtlarımı ona göstermemi söyledi.Akşamları içmem için bir de hafif bir ilaç verdi. Tansiyon aletini aldım Efes haric hepimiz tansiyonumuzu ölçüp duruyoruz😊Akşama kadar bir o tarafa bir bu tarafa siftinip durduk.Akşam hazırlanıp Opera sahnesine gittik.Gisede önceden internetten aldigim biletleri almak icin yanaştım ve inanamıyorum yanlıslıkla tek bilet almısim. Yerlet dolu olunca bir bilet daha bulamadık. Bilge' nin kışlık eksikleri vardı onları tamamladık. Birseyler yiyip ictik eve döndük. Nasıl böyle bir aptallık yaptım inanamıyorum. Neyse sağlık olsun dedik nasıl olsa sezon devam ediyor. İlacımi içtim, kitabımı elime aldım 14500 adımla gün bitti.

7.10.2017

Gün 6



Bu yazıyı Bilge' nin bilgisayarından yazıyorum, resim bulamadım altıncı güne. Bu arada ne çabuk altıncı güne geldik değil mi?

Sabah gözlerimi açtım ve saatte baktım ve saatin çalmadığını fark ettim. Yataktan fırladım, Bilge' yi kaldırdım, kahvaltıyı ağzına tıkalayıp son antibiyotiği de bünyesine yuvarlatıp servise yetiştirdim. Geceden hazırladığım kuru dolmayı ocağa koyup, kitabımı aldım elime, battaniyeyi çektim üzerime. Demiştim içimi acıtacak bu kitap diye. Lotarya bitmek üzere. Arka kapakta şöyle yazıyor Bir  çocuk nasıl düşünür, daha önemlisi ne kadar derinden hissedebilir... Dolmanın pişmesine yakın kahvaltıyı hazırladım, Koca Efes' i gezdirip geldi. En son Koca hunharca Efes' e antibiyotik yutturmaya çalıştığından beri o evdeyse Efes mutfak masasına yaklaşmıyor. Normalde suratını dizime gömer ve salya akıtmaya başlar:)) Israr ettim gel, bir şeyler vereyim dedim ama hiç oralı olmadı:)) Yine bulaşıkları lavabonun önüne yığdım akşamkilerle sarılıp kaynaştılar. Öğlen yemeğimi, bir elmamı çantama attım. Son anda ofiste kalmadığını hatırlayıp biraz da kahve koydum çantama. Arabada cüzdanıma bakarken hafta başından beri tek kuruş harcamadığımı fark ettim.  İlk defa bu kadar uzun zaman dışarıya ev ve ofis harici  çıkmadım. Sanırım pazartesi İ. geliyor, normale dönerim. Bizimkileri yolladım, daha önce bakıp bilet bulamadığım Zorba balesine en önden yer bulup hemen Bilge'yle ikimize yarın akşam için bilet aldım. Sezonun açılışını yapıyoruz:)) Tiyatro da en azından ekim sonuna kadar bir oyun bulamadım, bu çok fena. Öğle yemeğimi yerken iki bölüm House izledim. Efes' le yarım saat kadar gezdik. Markete uğrayıp kahve filan aldım  para harcamama durumunun bacağını kırdım:))

Koca geldi Efes' le beni eve bıraktı, Bilge' den evvel eve geldim adım Bahtiyar  Dolmanın yanına mercimek çorbası yapayım dedim. Bilge gelene kadar çorbayı ve bulaşıkları hallettim. Kitap okumaya devam ettim. Bilge geldi aç değilim akşama yerim dedi. Hemen bir duş alıp saçlarımı kestirmeye kuaföre gittim. Kuaför kalabalıktı yarım saat sonra anca oturabildim. Biraz sohbet, bolca kadın dırdırına karışmış fön makinası sesini arkamda bırakıp yandaki markete girdim. iyi ki bir hafta para harcamadım. Nar ve elma aldım, biraz da kahvaltılık. Eve geldim Efes beni kapıda karşıladı hemen telepatik olarak anlaştık. anneci çok sıkıştım tasmalı falan fark etmez , dışarı çıkalım dedi. Attık kendimizi dışarıya. Parka gittik, parkın yanındaki evde oturan beyaz cazgır teriyer bize uzun uzun havladı. Ben de sakinleşsinler azıcık diye Efes' le banka oturdum, benim ki sesi kısılana kadar havladı sıpa. Biraz daha dolaşıp, eve dönerken Efes beni yokuş aşağı uçuruyordu. Baktım Koca gelmiş, Efes' i eline verip eve tüyecektim, olmadı. Adama bir romantiklik hasıl olmuştu tuttu elimden beraber gezdirelim dedi. Ben zaten gezdirmiştim diyemedim. Düştüm peşlerine. Yarım saatte öyle yürüdüm. Eve geldiğimde Efes' ten daha çok dilim dışarıdaydı. Yemekten sonra battaniyemin altında salonda uyuya kalmışım. Koca' nın hadi kalk yatalım demesiyle uykumun en güzel yerinde zıpladım. Tam geri yakalarım uykumu  diye gözlerim kapalı yatağa doğru giderken kışlık yün yorganı çıkartalım dedi. Bense gel beni öldür olarak algıladım. Sinir oldum. Elyaf yorganın yüzünü çıkarttım, kirliye attım, yün yorganı çıkarttım, yeni nevresim geçirdim, bunları yaparken çok söylendiğimi yatağın yanında uzanan Efes'in kalkıp salona gitmesiyle fark ettim. Tabi uykum kaçtı, Koca horlamaya başlayınca aldım yastığımı salona geldim. Efes' in yanına kıvrıldım. Tv' de garip bir kanalda "Mavi Ay" dizisine rastladım, Allahım Buruce Willis nasıl genç. Böylelikle günü bitirdim 13800 adım atmışım bu arada...


6.10.2017

GÜN 5


Sabah yine alarmdan önce uyandım. Bilge' yi kaldırdım, kahvaltısını yaptı, servise bindi ve okula gitti. Burayı hızlı geçtim çünkü fonda hadi hadi, ye ye, yüzünü yıka, dişini fırçala şeklinde her zamanki rutindi, kendi sesimden tiksindim, bir de yazmayım şimdi, siz anladınız zaten.

Dobişi' de görmediğim için Efes beni hiç umursamayıp dört patisi havada uyumaya devam etti. Ben de biraz kitap okudum ortalığı toparladım. Çantamı hazırladım, Efes' in tüy dökme zamanı sanırım, çantama tüy toplama rulosu attım gülünü seven dikenine, tüyüne , salyasına katlanır. Koca kalktı, koşturmaca başladı. Kahvaltı yapıp, bulaşıkları lavaboya yığdım annem duymasın. Ofise geldik, çocuklara iş programını verdim yolladım. Efes' le baş başa kaldık. Bir ara kargocu geldi, Efes onu yemeye kalktı, nispeten sakin bir gündü. Bir ara telefonu kontrol ettim, bozuk mu diye ama öğleden sonra küçük çaplı bir telefon trafiğimiz oldu. Efes' i alıp gezmeye çıkarttım. Malum Çankaya' dayız, her bir yanımız yokuş. Ankara' nın bağlarından ziyade yokuşlarına türkü yazılmalıymış bence. Belki  de vardır bilmiyorum. Topuklu ayakkabılarla kalın topuklu botlar yokuş aşağı köpek gezdirmek hiç akıllı insan işi değilmiş. Efes bana sinir oldu, eğdi boynunu yanımda tıpış tıpış yürüdü, ofise döndük.
Gerçi tasmayla gezdiriyorum diye bu afralar biliyorum.

Öğlen yemeği yerken iki bölüm House izledim. Bu arada fabrikadan depocuyla tartıştım. Depocu dediğime bakmayın fabrika sahibinden daha mühim bir adam, tüm sevkiyat onun elinde. Benim sipariş etmediğim, sadece fiyat sorduğum bir parçayı yollamış. Çok da pahalı ve gideri olmayan bir parça. Ben de aradım sordum, hatasını kabul etmedi ve bundan sonra sistemden yollayın dedi. Maille hallediyorduk sipariş işini.Sistem demek kabus demekle eş anlamlı. Türkiye çapında seksen kadar servisiz bu sistemi çözebilen ve kullanabilene rastlamadım. Artistlik yapacağım ya bence de öyle yapalım, hata yapma olasılığınız kalmaz böylece dedim. Dedim de telefonu kapatır kapatmaz hemen servis temsilcimi aradım. Onun anlattıklarıyla iki saat kadar abartmıyorum uğraştım yapamadım. Tekrar aradım, bütün çocuklar hepsi benden küçük, çoluk çocuk yani telefonun başına toplandı, hoporlörü açtılar ve tek tek nereden ne yapacağımı anlattılar. Tıpkı filmlerde pilot ölür de alakasız bir tipe kule tarif eder ya uçağı nasıl indireceğini, işte öyle. Siparişi geçtim ve sevinç çığlığını bastım. Hepsi güldü telefonda, hadi gidin çalışın dedim, teşekkür ettikten sonra:))
 Siparişlerinizi birleştirebilirsiniz dediler, ne gerek var depocu tek tek baksın dedim ha ha ha yaşasın kötülük. Bilge' ye yetişemedim, eve gidene kadar telefonla beni taciz etti durdu. Yeminle bu çocuğun okulda dili şişiyor kesin:))

O anlatırken ergen abukluklarını,  ben barbunya pişirdim, yanına da bulgur pilavı ve salata. Efes' i gezdirmiştim spor papuçlarımla. Koca gelince üstüne atladı ve aynen düşüncelerini okudum. babacım bu kadın beni köpek gibi gezdirdi valla haberleşme sistemim kesintiye uğradı, pek çok ağaç, direk ve köşe duvarı atladım. Hadi senle çıkalım, sen beni bırak, ben ok gibi fırlayım  dedi, duydum:))yarım saat çıkıp dolaştılar. Sofrayı hazırladım, bulaşık makinasını çalıştırmayı unutmuşum. Onu çalıştırınca, akşam yemeği bulaşıkları sabaha kaldı. Ama bu arada bir tencere kuru dolma yaptım, onu da sabaha pişirmek üzere kaldırdım.Ütüyle randevumuzu yarına bıraktım. Ay çok yoruldum, Bilge ışık hızıyla piyano çaldı. Ödevlerine şöyle bir baktım. Belgesel izliyorlardı(valla)  en son ben de elimdeki kitabı bitirip yeni bir kitaba başladım. Lotarya/Mario Alberto Zambrano . İçimi acıtacak bir okuma olacak ilk satırlardan bunu hissettim. Günü 9888 adımla bitirdim. Buraya kadar okuyan sabırlı arkadaşlarımın gözlerinden öperim. Okumayanların canı sağ olsun:))


5.10.2017

GÜN 4


Sabah beşe çeyrek kala Bilge' nin kusma sesiyle uyandım. Balgam kusmuş, banyoya yetişmiş olmanın huzuruyla ve bembeyaz suratıyla iyiyim dedi. Ilık su verdim, içine bir kaşık da bal koyup. Yatağına yattı, ben de yanına kıvrıldım. Efes' te ayak ucumuza yattı. Bilge üfledi püfledi, kalkayım da biraz telefonumla oyun oynayayım bari dedi. Ateşine baktım, normal delirdin galiba deyip okuduğumuz kitabı getirdim. Biraz o, biraz ben okuyarak saati altı ettik. Okul için hazırlandı, balık ekmek yaptım, sildi süpürdü. Antibiyotiği tek parçada yuttu, çantasını sırtlanıp servis beklediğimiz yere doğru yollandık. Dobiş kuyruğunu sallaya sallaya geldi. Bilge' nin ayakkabı bağcıklarıyla oynamaya başladı. Bu arada onunla ilgilendiğimizi gören bir Bey yaklaşıp yanımıza selam verdi. Elinde kocaman bir poşet kuru mama ve plastik şişeleri görünce kim olduğunu anladım. Koca bahsetmişti emekli bir albay abi var, sabahları ve akşamları mama dağıtıyor kedilere ve köpeklere diye. Uzun uzun sohbet ettik eşimin de benim de ailelerimiz öleli çok oldu, kızımız büyüdü, ben de bunlarla ilgileniyorum dedi. Veteriner bir arkadaşı varmış prof.  ihtiyacı olan hayvanları atıyorum arabama ona götürüyorum, bir sürü hayvanı ameliyat etti, tedavilerini üstlendi dedi. Efes' ten bahsetti maşallah pek güzel dedi. O yoluna gitti, dobiş peşinde. Kafamı kaldırdım Efes balkondan bana bakıyor hav deyip (demek başka köpekleri seversin)  döndü arkasını, bu arada sabahları pijamayla çıkmamaya karar verdim, ayıp ya:(( hırkayı çekiştirip durdum ama hoş olmadı yani...Eve geldim, Efes kapıda karşıladı, baştan ayağa bir kokladı, sonra patisini uzattı Anladım ödül bisküvisi istiyor, başka köpekleri sevmemin bedelini ödedim. Hemen mutfağa girdim akşamdan ıslattığım kara buğdayı haşlanması için ocağa koydum. Dolapta ne varsa koca bir kase salata yaptım üzerine de  haşlanmış karabuğdayları koyup öğlen için çantama attım. İki tane de kivi koydum ara öğün olarak.
Kahvaltıyı hazırladım, bu arada balkona çıktığımda akşamdan çamaşır makinasıyla olan savaştan Koca' nın galip çıktığı ve bana bir sepet yıkanmış çamaşır bıraktığını gördüm. Onları çamaşırlığa serdim. Bu arada uyanıp  aaa ben onları asmamış mıyım, ama ne güzel yıkanmış değil mi? bu makina bizi bir yirmi yıl daha götürür dedi yüzünde pis bir gülümsemeyle...
Kahvaltıyı yapıp, ofise geldik. Yine çok yoğun bir gündü, bir ara üç telefonla falan konuşmaya çalıştığımı fark ettim. Derin bir nefes aldım, defterimi alıp  işleri tekrar programladım. Telefondaki sizi daha sonra arayacağım kısmını buldum. Gülmekten Ölen Adam Vakası' nı bitirdim. Bir Kadının Yaşamından 24 Saat 'i okumaya devam ettim, az kaldı. Stefan Zweıg' in dili çok güzel, hiç yormuyor. Bilge gelmeden eve döndük. Koca öğlen yemeği yiyeyim dedi. Ona yemek hazırlarken bir makine çamaşır daha atmış makinaya. Yahu kurumadı daha diğerleri, nereye sereceğim diye cırlarken, kurutma makinesi istiyorum o vakit dedim. Madem çamaşır makinası daha yirmi yıl bizimle:))

Koca çıkarken Bilge geldi. Ağzı laf dolu, bir arkadaşına kızmış anlatıyor da anlatıyor. Naçizane tavsiyelerde bulundum:)) ufladı pufladı, ne yaparsan yap dedim (değil mi yani) Akşam için bizimkilere patates püresi ve köfte yaptım, Bilge püreyi yedi, köfteye dudak büzdü. Koca sildi süpürdü ve hatta yeni yaptığım turşuyu daha olmadan yarıya indirmiş:))

Dün hiçbir şey izlemedim. Bilge' yle ödevlerine baktık biraz, zeytinlerin suyunu değiştirdim. Son demde evi süpürüp sildim. Çamaşırlara yarın için ütü randevusu verdim. Banyoyu da yarın elden geçiririm. Saat dokuz gibi kitap okurken uyuya kaldım... 9400 adım atmışım hiç yoktan iyidir:))

4.10.2017

GÜN 3


Sabah alarmdan önce uyandım, aman ne mutlu bir gün diyerek. Sonuçta bir gün evvel ölümlü bir fani olduğumu iliklerime kadar hissedince böyle uyanmam çok normaldi değil mi:)) Bilge' yi kaldırıp, mutfağa yollandım. Bu sefer nohut unuyla tavada pankekimsi bir tarif denedim. Bilge tadına bakıp "pattis (patates) mi var bunda " diye suratını buruşturdu, bir parça ağzıma attım sahiden nohut tadı baskın geliyor (vet çocuğum patatesle nohut arasındaki farkı bilmiyor) bir daha ki sefere  biraz yulafla kırmalı bu tadı. Arsızca sevdin mi dedim. Of ya dedi, bu ne?  dürüstçe nohut unu denedim dedim. Ay annneaaee (burayı baya uzattı) ben senin kobay faren miyim? dedi. Önce bir sevindim kobay faresi falan biliyor okulda öğrenmiştir diye, sonra youtube tan öğrendiyse kim bilir ne saçma bir şey izledi diye kafada kurarken servis saatinin geldiğini fark ettim. Pijamalarımın üzerine uzun hırkamı geçirip (kim görecek sabahın köründe) Bilge' nin çantasını sırtlandım. Evimiz yokuşun ortasında olunca, servis yokuşun bittiği yerden alıyor Bilge' yi, azıcık yürüyor. Ben önde Bilge arkada yürürken Bilge' nin ayaklarının dibinde top gibi yuvarlanan bir şey  gördük. Siyah tüylü, dobiş bir yavru köpek . Bilge' nin paçalarını, ayakkabı bağcıklarını yemeye kalkınca Bilge zıpladı karşıdaki bakkala gitti. Elinde dilimlenmiş salamla geldi. Biraz verdi, servis geldi bu arada, paketi ben aldım, dobişin içinden aç bir canavar çıktı. Elimi zor kurtardım:)) Ben eve giderken, o da kuyruğunu sallayarak inşaatın kumlarına dalmaya gitti. Eve girince Efes kapıda karşıladı beni, sağımı solumu kokladı kulakları kıpırdadı biraz( ne kokuyo yaw), sonra döndü kanepeye geri yattı(boş ver kadın mutfaktan çıkmıyo zati) . Biraz kitap okudum, Bilge okula vardım diye arayana kadar. Akşam için patlıcan yemeği koydum ocağa. Mutfakta bilumum ortalıkta dolanan  bulaşıkları yerleştirdim. Zeytinlerin suyunu değiştirdim. Balkona çıktım. Bizim ev otoparkı gördüğü için bir kaç komşuyla selamlaştım. Çiçekleri suladım, kuruyan yaprakları toparladım, azıcık saksıların topraklarını kabarttım. Bu arada yavru köpeği gördüm, insanların peşinde bir oraya bir buraya koşturuyordu. Çoğu başını okşayıp, ay ne kadar sevimli diyor. Büyüyünce böyle yapmayacaklarını bilmek sinir bozucu. Koca'yı kaldırdım. Kahvaltı yapıp ofise yollandık. Çok yoğun bir gündü, bir ara otomatiğe bağladım. kelime tasarrufu yapmaya başladım. Kitap okudum, Dr. House 2 sezonundan bir bölüm ve This İs Us' un yeni sezonunun ilk bölümünü izledim. Bir ara Efes'le kedilere mama almaya gittik. Her ağaç dibine işeyip, gördüğü ve duyduğu tüm köpeklere havladı:))Bilge' nin okul dönüşüne yetişip ondan önce eve girdim. (sanki daha iyi anne oldum:)) Sonrasında kitap okudum, telefonlara baktım (ofis telefonları bana yönlü) , yarınki iş programını yaptım, buz dolabını temizleyip, bir miktar da siftindim. Koca gecikince burnuyla beni dürtüp duran Efes' i gezmeye çıkarttım. Bu arada çamaşır makinesi bozulmuştu, Koca bir yaptım dedi tekrar bozuldu ben yenisini alalım dedim, yok ben yaparım onu dedi:( 20 yıllık makine... pıff hiç bulaşmadım, çamaşır makinesiyle baş başa bıraktım. Saat 22' ye doğru kitap okurken uyuya kalmışım. Günü 10.222 adımla bitirmişim. Bir hafta spor salonuna gitmeyeceğim, doktor dinlen dedi. Yürüyüşle kotarmaya çalışıyorum:))

Sevdim ben bu şalaj işini, çok keyifli yahu...Bir de hayat güzel valla:))